12 Ekim 2007 Cuma

Sokak Fotoğrafcılığı

Sokaklar, toplumların kültürlerinin en büyük ve somut yansımasını oluşturmaktadır. İnsanların yaşayış tarzları hakkında en temel bilgiler şehirlerin görüntülerine bakarak oldukça kolay ortaya çıkartılabilir. Arkeologlar bile gün yüzüne çıkarttıkları şehirlerin yapılarını değerlendirerek toplumlar hakkında bilgi sahibi olmaya çalışırlar. Dolayısı ile bir “sokak fotoğrafçısı”, toplumun yaşam biçimini ve kültürünü aktaran, belgeleyen kişi statüsünü de rahatlıkla ortaya koyabilir.

Belki de, fotoğrafçılığın çıkış noktasıdır sokak fotoğrafçılığı. Bir sokak fotoğrafçısı için belirlenmiş bir konu sorunu olmadığından, hatta sokakların yaşamı çevreleyen birimlerin yerleşim alanı olduklarını düşünecek olursak, sokak fotoğrafçıları hiçbir zaman fotoğraflarını çekmeden önce konu hakkında uzun uzadıya düşünmek zorunda kalmazlar. Zaten insan yaşamının içindedirler. Bir diğer deyişle, onların objektifi genellikle yaşamın kendisine çevrilidir. Etrafımızdaki çoğu insandan farklı olarak, bakmak ile görmek fiillerinin ayrımını çoktan yapmışlardır. Bu yazımda da, sizlere sokak fotoğrafçılığına dair ipuçlarını vermeye çalışacağım.


Sokak fotoğrafçısı, insanların hayatını daha iyi gözlemleyebilen bir karaktere sahip olmalıdır. Dahası, tıpkı bir Zen üstadı gibi sabırla bekler, sonrasında yay en gergin konumundayken, ok yayı henüz terk etmek üzereyken fotoğraflayıverir. Biliyordur ki, bir an sonra çekmek isteyeceği kare orada olmayacaktır. Zaman devinimine devam edecek ve aynı ışık altında bir başka fotoğraf çekemeyecektir. İlk kural: Fotoğraf makinenizi yanınıza alın ve yolları arşınlamaya başlayın. Üzerinizde etki bırakan her şeyi fotoğraflayın.

Hiç yorum yok: