07 Şubat 2008 Perşembe

Dijital Fotoğraf makinesi alırken

Dijital Fotoğraf makinesi alırken veya makinanınızı değiştiriken göz önüne almanız gereken hususlar.

Öncelikle İhtiyaçlarınızı Doğru Olarak Belirleyin:

Bir fotoğraf makinesi almadan önce makineyi ne için kullacağınızı belirlemelisiniz. Ara sıra mı fotoğraf çekeceksiniz yoksa fotoğraf çekimi konusunda uzmanlaşmak mı istiyorsunuz? Çektiğiniz fotoğrafları sadece bilgisayar ekranından mı izleyeceksiniz yoksa baskı almayı düşünüyor musunuz? Öncelikle bu ayrıntılara karar vermelisiniz, aksi taktirede ihtiyaçlarınızı karşılamayan bir fotoğraf makinesini ya da hiç kullanmayacağınız özellekleri olan bir fotoğraf makinesini gereksiz yere satın almış olursunuz.


Sensörler Önemlidir:

Dijital fotoğraf makinelerinde çözünürlüğü belirleyen ve kaliteyi doğrudan etkileyen makine içerisinde bulunan sensördür. Sensörler Ccd (Charge-Coupled Device) ve CMOS (Complementary Metal Oxide Semiconductor) olmak üzere iki çeşittir. Eğer D-SLR fotoğraf makinesi almayacaksanız CCD sensörü tercih etmeniz daha doğru olacaktır.


Mega Pixellere Kanmayın:

Fotoğraf makinesi satın alırken mega pixel olarak yüksek olanı alarak doğru bir seçim yapacağınızı düşünüyorsanız, kesinlikle yanılıyorsunuz. Yüksek mega pixellik bir fotoğraf makinesi size çekici geliyor olabilir ama bu sınıfta bulunan ve doğru düzgün odaklama dahi yapamayan bir fotoğraf makinesi almak yerine, daha düşük mega pixellik ama daha gelişmiş özellikleri olan bir fotoğraf makinesi alabilirsiniz. Yüksek mega pixelli makineleri sadece çok büyük boyutlarda baskı alma ihtiyacı duyuyorsanız ya da bir fotoğrafı bilgisayar ortamında büyütüp crop ile detay almaya yönelik bir çalışma yapacaksanız satın alabilirsiniz.

Ayrıca bazı fotoğraf makinelerinin üzerinde yazan 8MP ya da 6MP gibi ifadeler sizi yanıltmasın. Çünkü bazı makineler 3 ya da 4 megapixellik efektif çözünürlüğe sahip olup daha yüksek çözünürlüklere ulaşabilmek için "interpolasyon" yöntemine başvurmaktadır. Bu yöntem, bilgisayar ekranında gördüğünüz bir fotoğrafa zoom yapmakla hemen hemen aynı işleyiş tarzına sahiptir. Yüksek megapixele ihtiyaç duyan fotoğrafçılar bu tip makineleri asla kullanmazlar. Kısacası; gerçek, yani efektif çözünürlük önemlidir.


Fotoğrafa Müdahele:

Eğer fotoğraf çekimi konusunda meraklıysanız ya da fotoğrafı fotoğraf gibi çekmek istiyorsanız, mutlaka manuel ayarları ile çekilecek olan fotoğrafa müdahale etmenize olanak tanıyan modelleri seçmelisiniz. Sadece tatil ya da anı fotoğrafları çekecekseniz ve fotoğraf çekmeye çok da meraklı değilseniz sadece otomatik ayarları olan bir fotoğraf makinesi de işinizi görebilir.


Zoom:

Hemen hemen her dijital fotoğraf makinesi zoom, yani uzağı yakınlaştırma kabiliyetine sahiptir. Bunu iki yolla yaparlar, optik ve dijital zoom. Bunlardan önemli olanı optik zoom?dur. Optik zoom; makinenin objektifi kullanılarak yapılan bir odaklama işlemidir. Diğital Zoom ise; Fotoğraf makinesinin algıladığı görüntü boyutlarını büyütmesidir. Bu sebeple sadece digital zoom?a sahip olan bir fotoğraf makinesi satın alındığında, zoom konusunda çok da tatmin edici sonuçlara ulaşılamayabilir.


Macro Fotoğraflar:

Eğer çevrenizdeki minik şeylerin detaylarını fotoğraflamak hoşunuza gidiyorsa alacağınız fotoğraf makinesinin macro odak mesafesine mutlaka bakmalısınız. Yüksek macro odak mesafelerine sahip olup da (10-15cm gibi), çok daha gelişmiş bir fotoğraf makinesini almak, macro fotoğrafları çekmeyi seven birisi için tamamen gereksiz bir harcama olacaktır.


Manzara Fotoğrafları:

Ağırlıklı olarak manzara fotoğrafları çekmeyi düşünüyorsanız geniş açılı objektife sahip bir fotoğraf makinesi almak en doğrusu olacaktır. Aynı zamanda panoramik fotoğraflar çekebilme özelliği olan makineleri de tercih listenize ekleyebilirsiniz. Ancak panoramik olarak çekilecek fotoğraflar için tripod kullanmanın önemini de unutmamak lazım.


Karanlık Ortam Çekimleri:

Karanlık ortamlarda çekim yapmak için öncelikle flash?a ihtiyaç varıdr. Flash mesafeleri yeterli olan fotoğraf makinelerini ya da ihtiyaç olursa extra flash takılabilen fotoğraf makinelerini tercih etmek daha doğru olacaktır. Ayrıca alacağınız fotoğraf makinesinde, loş ortamlarda odaklamayı kolaylaştıracak oto fokus asistan ışığının (AF Assist Light/Beam) olmasına dikkat edin. Gece manzara fotoğrafları çekmeyi düşünüyorsanız da, düşük perde hızlarına ulaşabilen (Ör: 15sn) ve düşük ISO değerlerine (Ör: ISO 50) sahip olan bir fotoğraf makinesini satın almak, gece fotoğraflarınızda kaliteyi arttıracaktır.


Piller Piller yine Piller

Eğer çok sık fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, özellikle medeniyetten uzun süre ayrı kalacaksanız, kalem piller ile çalışan modelleri tercih etmenizde yarar vardır. Bir gezi esnasında biten pillerinizi bir bakkaldan satın alabileceğiniz piller ile çok çabuk değiştirip, çekimlerinize devam edebilirsiniz. (Günümüzde şarj edilebilen kalem piller 2400mAh, 2500mAh?lik değerlere ulaşmıştır.) Ayrıca örnek vermek gerekirse; fotoğraf makineniz 2XAA kalem pil ile çalışıyorsa iki adet daha yedek bir set almakta fayda vardır.


Kutu İçeriği:

Fotoğraf makinesini satın alırken dikkat etmeniz gereken önemli noktalardan birisi de kutu içeriğidir. Genellikle kullanım klavuzlarında kutu içeriği hakkında detaylı bilgi verilir. Bunu mutlaka kutu içeriği ile kıyaslamalısınz. Hafıza kartı, bilek ya da boyun askısı, kullanım klavuzu, garanti belgesi, lens kapağı, piller, şarj aleti, USB- bağlantı kablosu, video bağlantı kablosu vb. kutu içeriğinde bulunur. (Bu durum marka/modellere göre değişiklik gösterir.)


Fotoğraf Makinesini Web Cam Olarak Kullanma


Bölüm içerisinde sıkça sorulan bir soru olduğu için, burada açıklama ihtiyacı duydum. Eğer fotoğraf makinenizin webcam olarak kullanabilme özelliği yoksa; Fotoğraf makinesini web cam olarak kullanabilmek için; öncelikle fotoğraf makinenizin bir video çıkışı (Video-Out) olması gerekmektedir. Ayrıca bir televizyon kartı ya da video-in girişi olan ekran kartına da sahip olmanız gerekmektedir. Fotoğraf makinesinden alacağınız çıkışı, televizyon kartı ya da ekran kartının video girişine bağladığınız zaman, msn messenger vb yazılımlar içerisinde de gerekli ayarlamaları yaptığınızda fotoğraf makineniz web cam olarak çalışmaya başlayacaktır. Ancak her fotoğraf makinesi web cam olarak çalışmamaktadır. Ayrıca, fotoğraf makinesinin web cam olarak kullanılmasını önermiyorum. Bunun yerine 10-20 dolar harcayarak alacağınız bir web cam daha iyi olacaktır. Çünkü fotoğraf makinenize yazık...!
Kaynak: forum.donanimhaber.com

Devam Ediyor >>
DİJİTAL FOTOĞRAF MAKİNELERİ - KISA ÖN İNCELEMELERİ >

23 Ocak 2008 Çarşamba

Silüet Fotoğraflar ve Işık

Fotoğraf çekimlerinde hep güneşin makinenin arkasına gelmesi önerilir. Gelin siz bu öneriyi dinlemeyin ve güneşi (ışığı) makinenizin önüne alın siz ışığa karşı fotoğraf çekmeyi deneyin. Göreceksiniz ki fotoğraflarınız ayrı bir havaya bürünecek ve sıradanlıktan kurtulacak. Özelikle portre fotoğraflarında, insan figürlerinin çekimlerinde fotoğrafa ayrı bir anlam kazandırmak ancak ışığa karşı fotoğraf çekmekle gerçekleşir. Fotoğraf ışık ve gölgeden oluşan bir anlatım biçimidir. Burada neyi anlattığınız değil ne anlattığınız önemlidir.

Siluet fotoğrafları çekmek için yapay ışık da kullanılabilir. İyice aydınlatılmış beyaz bir fon önünde hiç aydınlatılmamış bir konunun fotoğraf çekilirse siluet elde edilir. Değişik siluet görüntüleri elde etmek için farklı renkteki fonlar ve değişik aydınlatma şekilleri kullanılabilir. En çok kullanılanı beyaz ince bir kumaşın arkadan aydınlatılması ve öndeki konunun fotoğrafının çekilmesidir. Siluet fotoğraflarda konunun detayları belli olmaz.

Işık Olmadan Fotoğraf Olmaz


Fotoğrafı etkileyen en önemli öğe ışıktır. Işık enerjisi olmadan fotoğrafik görüntünün oluşması mümkün değildir. Aslında her hangi bir görüntünün oluşabilmesi için bir enerji türünün madde ile etkileşip, oluşan bilgilerin bir yerlerde depolanması gereklidir. Bizim algımız ve görünür ışık fotoğrafçılığı sadece mor ile kırmızı arasında kalan elektromanyetik dalga boylarını kullanmaktadır. Bu spektrum dışında kalan bizim kimyasal ve digital yardımcı araçlar kullanmadan göremediğimiz bir evren var. Ultraviyole ve kızılötesi aygıtlar ile elde edilen manzara fotoğraflarında her şey inanılmaz farklı görünür. Elektromanyetik dalgaların daha uzak köşelerinde bulunan dalgalar bugün radarlarda, radyoteleskoplarda, X-ray kristalografide, nükleer tıp ve Radyolojide kendi algımızın dışında kalan bölgeyi görmekte yardımcı oluyor bize. Ultrasonografi ve Sonar bizi yarasaların evrenine götürüyor. Tunneling Elektron mikroskopu bize hiç bir canlının göremediği atomlar hakkında bilgi veriyor. Yeni tanıştığımız sabit ve değişken manyetik alan ile elde edilen manyetik rezonans görüntüleri maddenin kimyasal bileşimi hakkında bilgiler içeriyor. Ve en son daha önce hiç kimsenin göremediği elektriksel akımlar bugün SQUID (super conducting Quantum interface device) kardiyomanyetik ve elektroensefalogramlar şeklinde görünür hale gelmiştir. Bu kadar çok şeyi aynı anda çıplak gözle görüp algılayabilsek ne olurdu bilemiyorum, ama şu anda hiç bir canlının göremediği şeyleri görüp görüntüleyebiliyoruz. Ancak bu görüntülerin içerdiği bilgileri yorumlamak herhalde daha uzun seneler alacak.

Fotoğrafın icadından bu yana 150 seneden fazla bir süre geçmesi ile birlikte görünür ışık hakkındaki bilgilerimiz artık eskisi kadar hızlı artmamaktadır. Mevcut bilgilere ulaşmak ve kullanmak ise iyi fotoğraf üretmek isteyen kişinin elindedir.

Işık kaynaklarını rengine göre tanımlarken onları tek renk ve polikromatik (yani çok renkli) olarak tanımladıktan sonra polikromatik olanları kesintisiz ve kesintili spektrumdan oluşanlar olarak ayırabiliriz. Siyah bir cismin ısıtılması ile elde edilen ışık kesintisiz olmasına rağmen spektral ağırlığı sıcaklık ile birlikte değişmektedir. Sıcaklığın artması ile birlikte önce kırmızı ışık yaymaya başlayan cisim daha sonra turuncu sarı, beyaz, mavi, mor renkleri yaymaya başlar. Bu yolla ışık yayan kaynakların sıcaklıkları Kelvin olarak ölçüldüğünde: Mum ışığı 1900 K, 100W'lık ampul 2800K, Halojen lambalar 3300K, Karbon ark'ı 5000K, ortalama öğlen güneş ışığı 5500K, elektromanyetik flaşlar 6000K ve açık gölgeler 12000-27000K sıcaklıktaki cisimlerin sıcaklığı ile eşdeğer renkte olduğu hesaplanmıştır. Amatör piyasadaki filmlerin çoğu bu nedenle 5500K'de en iyi sonucu verecek şekilde üretilmektedir. Aynı nedenle güneş ışığından başka ışık kaynaklarından yararlanırken olası renk kaymalarını önlemek için bazı hesaplar gereklidir. Kelvin sistemi kullanılırken hesaplar zor olduğundan Micro-Reciprocal Degree'nin kısaltması olan MIRED derecesi kullanılmaktadır. (MIRED = 1000000/Kelvin) Örnek olarak ev içerisinde Tungsten Işığı kullanılarak yapılacak bir çekimde sonuçların Turuncu çıkmasını önlemek için kullanmamız gereken düzeltme miktarı şöyle hesaplanmaktadır. Film MIRED değeri - Mevcut Işık MIRED değeri = (1000000/5500) - (1000000/2800) = 182 - 357 = -175 MIRED. Bu durumda toplam -175 MIRED düzeltme yapmamız gerekecektir. Bunun için -130 MIRED düzeltme yapan 80B numaralı Mavi filtreyi, -45 MIRED düzeltme yapan Açık Mavi 82C filtresi ile birlikte kullanmamız gerekecek. Açık mavi ve açık turuncu renkte olan filtreler renk düzeltme dışında fotoğrafa sıcak veya soğuk bir hava vermek için sık sık kullanılmaktadır.

Işık kaynağında dikkat edilecek başka bir özellik içerdiği Ultraviyole miktarıdır. Fotoğraf Emülsiyonlarındaki mavi katman UV'ye en duyarlı katmandır. Gözle görülememesine rağmen UV ışınları fotoğrafın Mavi çıkmasına sebep olurlar. Bu maviliği önlemek için renksiz olan bir UV filtresi veya UV ışınlarını süzme yeteneğine sahip SkyLight adında açık pembe filtresini kullanmak hem objektifinizi temiz tutacak hem görünmeyen ışınlar tarafından fotoğrafta meydana gelecek olan renk kaymalarını önleyecektir. Açık havalardaki aşırı UV bazen pozometreyi etkileyerek sonuçların koyu çıkmasına sebep olur. Bu durumlarda pozometrenin önerdiği değerden bir stop daha fazla pozlandırmak sonucu çözecektir.

Işık kaynağının büyüklüğü fotoğrafı inanılmaz derecede etkileyen faktörlerden bir diğeridir. İyi fotoğrafçılar kendilerini sürekli ışık konusunda eğitir, istedikleri etkiyi bu yolla yaratmaya çalışırlar. Küçük bir ışık kaynağından gelen demetler paralel olduğu için gölge ve aydınlık alanlar arasında keskin sınırlar vardır. Gerçekçi fotoğraflar için birebir olan sert
ışık romantik bir havayı bir anda yok edebilir. Sert ışık kaynaklarına örnek olarak güneş, flaş, mum ve spot ışıklar verilebilir. Aydınlık bölgelerde canlı renkler, gölgede ise karanlık ve siyah renk hakimiyeti küçük ve sert ışık kaynaklarının özelliğidir. Aydınlık ve karanlık arasındaki keskin ayırım güçlü kompozisyonlar yaratmaya yardımcı olabilir. Yüksek kontrast, detay ve doku için bu tür ışık kaynakları kullanılmalıdır. Işık kaynağı büyüdükçe karanlık ve aydınlık alanlar arasındaki geçiş belirsizleşir. Gölgeler kaybolmaya yüz tutar, canlı renkler yerine pastel renkler hakim olur. Barışçı portreler için aranan bu tür ışığa doğal ortamda bulutlu havalar ve açık gölgede rastlamak mümkün. Fotoğraf stüdyolarında ışık kaynağını büyütmek için kullanılan diffüzerleri hepimiz görmüşüzdür. Portre dışında bir çok amaç için bulutlu havada çekim yapmak film harcamakdan başka bir işe yaramaz.

Işığın Yönü:

Işık önden, arkadan, alttan, üstten ve iki yandan konuya doğru gelebilir. Yeni başlayanalara tavsiye edilen sırtını ışığa dön önerisi, problemsiz bir pozlandırma için en iyi seçenektir. Bu ışıkta çekilen fotoğrafta pırıl pırıl canlı rekler görmek münkün, ancak bunun bedeli fotoğrafta derinlik, doku ve detayları kaybetmemeizdir. Böyle bir fotoğraf ilginç olmaktan uzaktır. Yandan ışıklandırma doku ve formu belirginleştirmek için kullanılabilecek en iyi ışıktır. Sabah uykusundan biraz özveride bulunarak yakalayabileceğimiz bu ışık bize karşılığını kat-kat verir. Genel kullanım, manzara ve mimari fotoğrafta 45 derece ile gelen yan ışığın sık sık kullanıldığını görebiliriz. Duvarlar ve diğer vertikal yüzeyler için üstten ışıklandırma yandan ışıklandırma gibi davranacaktır. Dağ yamaçlarını çekmek için üstten ışıklandırma yandan ışıklandırma gibi görev yapar. Dağ yamaçlarını çekmek için dağ yamaçlarını yan ışık gibi aydınlatan öğlen güneşinin kaçırılmaması gerekir. Amacınız manzara çekimi ise en iyisi fotoğraf makinenizi saat 11:00 ve 15:00 arasında fotoğraf çantasından hiç çıkarılmamasıdır. Arkadan gelen ışıkla cismin kenarlarında göze hoş gelen parlak kenarlar oluşur. Bu etkiyi saçlarda yakalarsanız hiç vakit kaybetmeyin. Toz bulutu, yaprak, çiçek cam gibi ışığı içinden geçiren konularda ters ışık konunun doğasını en iyi şekilde ortaya çıkarır. Çok yüksek kontrastlı sert ışıklarda silüet fotoğraflar elde edilir. Su kenarında, karlı manzaralarda bu tip fırsatlar sık sık elimize geçer. Deneyerek ve yanılarak, elimize geçen fırsatları ve ışığı değerlendirmeyi öğrenebiliriz. Yeterki fotoğraf çekerken sadece konu üzerine durmayalım. Işığın rengi, şiddeti ve yönü üzerinde düşünelim. Kaynak http://www.fotografya.gen.tr/issue-5/nevit.html

Ters Işık
Fotoğrafa yeni başlayan birçok kişi ışık kaynağını, çoğunluklada güneşi arkalarına alarak çekim yaparlar. böylece en çarpıcı fotoğraflarını elde edebileceği ters ışığı kullanma imkanlarını da ortadan kaldırmış olurlar.

Fıransız'ca bir terim olan contre-jour "ışığa doğru" anlamına gelmekte olup fotoğrafçılık'da ana ışık kaynağına karşı çekilmiş olan konuları tanımlamakta kullanılır.ışık kaynağı genellikle güneş olup pencere ışığından ve stüdyo aydınlatma elemanlarından yararlana bilme mümkündür.

Ters ışıklı çekilmiş fotoğraflarda ölçümün fondan yapılması ile siluet fotoğrafları elde edilirken konudan yapılan ölçümler arka planda patlamalara neden olacak, eğer ışık kaynağı konunun arkasına saklanırsa gölgelerden oluşan izler ve dokular ortaya çıkacaktır.

Ters ışıkta çekim yapmak için mekanlarda kullanıla bilir. İç ve dış bölgeler arasında ki ışık farklılıkları ile enteresan sonuçlar elde edilebilinmektedir. Güneşin parlak olduğu günler bulutsuz gökyüzü ve güçlü arka ışığı nedeniyle ters ışıkta yapılacak çekimler için oldukça elverişlidir.


Ters Işıkla Çekilebilecek Konular

Ters ışıkla çalışmaya ağaçların fotoğraflanması ile uygun bir başlangıç yapılabilir. Güzel bir sonbahar akşamında güneş ağaç arkasına saklayıp çekim yapılacağı gibi tekbir yaprağa saklayıp damarların kabartılarını da fotoğraflayabilmek mümkündür. Konuların çiçek ve yaprak örneklerin de olduğu gibi ışık geçirgen olması etkili fotoğraf elde etmeye yardımcı olacaktır. Şehirde yaşanılıyorsa parklarda yapılacak gezintiler veya şehir civarındaki doğa yürüyüşleriyle ortaya çıkacak onlarca konu bulmak mümkün olacaktır. Ev etrafında yapılacak gezintilerde de gene çocuklar, binalar ve yollar gibi konular ortaya koymak mümkündür.

Portre çalışmaları da ters ışıkla denene bilir, sıcak rengin ve kenar ışığının saçlar etrafında oluşturacağı etki görülebilir. Ancak böylesi çalışmalarda ters ışık nedeniyle yüz bölgesinde oluşacak kararmalarda kurtarılmak için yansıtıcılardan veya dolgu flaşlarından yaralanılması gerekli olduğu unutulmamalıdır.

Siluet fotoğraflarında ise enteresan şekiller olan konuları fotoğraflamak, örneğin yapılarla işe başlamak ve göz eğitildikçe diğer konulara yönelmek uygun olacaktır. Siluet fotoğrafları çekilirken kullanılacak objektif ve ışığın ölçüleceği bölgenin önemli olduğu unutulmamalıdır


Ters Işık ve Poz Ölçümü

Ters ışıkta yapılacak poz ölçümleri fotoğrafçının oluşturacağı etkiye de bağlıdır. Örneğin bir siluet fotoğrafı çekilmek isteniyorsa ışık ölçümünün direk olarak arka plandan yapılaması ve poz değerlerinin makineye kilitlenmesi gerekir. Diğer bir yol daha denenip genel ölçümün verdiği değerleri yeteri kadar, örneğin bir durak azaltılarak da yapılabilir. Söz gelimi böyle bir çalışma için makinenin pozometresi f/5.6diyafram açıklığı ise 1/125 veriyorsa çekimde f/8 + 1/125 sn. değerleri kullanılabilir.

Siluet fotoğraflarında çekim için 100mm. bir objektif kullanıldığını var sayalım. Teleobjektiflerin görüntüyü büyütme özelliği nedeniyle ters ışık kaynağı olarak örneğin doğmakta veya batmakta olan güneş seçilmişse makine pozometresi de doğal olarak bu oranları büyütülmüş ışık kaynağını hesaba katarak ölçüm yapacak, sonuç ise güneşin koyu turuncu veya kırmızı bir yuvarlak olarak gözüktüğü, karenin diğer bölümlerinin simsiyah olmasa bile karardığı bir fotoğraf olacaktır. Siluet elde edilmek istenilen konu dahi etrafındaki karanlık nedeniyle silinmiş olabilecektir. bu nedenle teleobjektifle siluet fotoğrafları çekilmek isteniyorsa ölçüm ışık kaynağının yanından yapılması, ölçüm anında bakaca kaynağın dahil edilmemesi gerekmektedir. öte yandan 24 mm., 28 mm. veya 35 mm. gibi geniş açılı objektiflerle çalışılıyorsa nihayi kompozisyon oluşturularak çekim yapıla bilinmesi mümkündür. objektifin gördüğü alanın büyüklüğü nedeniyle gökyüzünün eni kısmı, güneşin pozometre ölçümü üzerindeki etkisi zayıflayacaktır.

Eğer arka planda ışık patlaması olup öndeki konunun yeterli ışık alması alması arzu ediliyorsa yaklaşık ölçüm yapmak, pozometrenin önerdiği değerleri makineye kilitlemek gerekmektedir. Nokta ölçüm yapıla biliniyorsa bu avantajdan da yararlanılabilinir. Pozometre nokta ölçüm fonksiyonu bulunuyorsa uzun odaklı objektiflerin kullanılması uygundur. Örneğin 300mm. veya 400mm.'lik objektifle yapılacak merkez ağırlıklı ölçüm de nokta ölçüm niteliğinde olacaktır, gövdeye daha sonra bağlanacak çekim anı için tercih edilen objektifle ölçüm yapılan pozometre değerleri birlikte kullanıla bilecektir.

Genellikle dia filme çalışan fotoğrafçılar renk doygunluğunu artıra bilmek amacıyla, ölçü olarak, az pozlamaya giderler. Az pozlama ile ters ışığın birleşmesi de, çekici fotoğraflar ortaya çıkarabilir. Örneğin ters ışık alan bir sonbahar yaprağını düşünelim. Muhtemelen bu yaprak doğa da ise oldukça karmaşık bir arka plana da sahip olacaktır. Arka plan hesaba katılmaksızın yalnızca yapraktaki ışıklı kısımdan yapılacak okuma ile fon kararacak, fotoğraf kompozisyonun karışıklığından kurtulmuş olacak, ışık unsuru tasarımın yaratıcı bir öğesi olarak kullanılabilecektir. ışıklı bölge ile onu sarmalayan geniş alan arsında en az üç duraklık poz farkı olduğu zaman gerçekleştirilebilecektir bu durumda, arka plan ışığı için yeterli pozlama yapıldığından film fonu çok koyu tona veya siyaha kaçmış, kararmış olarak kaydedilecektir.

03 Ocak 2008 Perşembe

Küçük Ayak

En küçük ayak fotoğrafı
Dünyanın en küçük ayaklı bebeği
Floransa’da Şubat başında 285 gram olarak dünyaya gelen bebeğin, hayati tehlikeyi atlatarak yaşamayı başardığı açıklandı.
Roma NTV-MSNBC 25 Mayıs Haberi
Careggi Hastanesi’ndeki hekimler olayı tam bir mucize olarak niteliyor. Üç aylık yoğun tedaviye olumlu yanıt veren minik yavru, dün hastaneden tahliye edilerek ebeveynine teslim edildi.
Annenin sağlık durumunun iyi olmaması nedeniyle, sezaryen doğumla yedi aylıkken dünyaya gözlerini açan minik yavru, beklenenin aksine yaşamayı başardı. Doğduğunda ağırlığı 285 gram, boyu ise 25 cm. olan kız bebek, yoğun bakımdan nihayet kurtuldu. Anne ve babanın Perla (İnci) olarak adlandırdıkları minik yavru, yaşamayı başararak, “dünyanın en küçük bebeği” unvanını aldı.

Careggi Hastanesi’nde Perla’nın tedavisini üstlenmiş olan ekipten Luca Filippi, “Perla o kadar küçüktü ki kendisine ilaç verebilmemiz mümkün değildi. Kateterleri kalbe yakın noktalara yerleştirerek, kendisini 50 gün boyunca damar yoluyla beslemek zorunda kaldık” dedi.

Mutlu sona ulaşmanın ardından kaygılı günleri geride bırakmış olan ebeveyn ise kimliklerini açıklamamayı tercih ediyor. Perla’nın mutlu sonunun sadece haber olarak duyrulmasına razı olan anne baba, kimliklerini gizli tutarak, sadece iki cümlelik bir yazılı açıklamayla yetindi. Perla’nın anne ve babası, “Bilimin önemini itiraf ederek, benzer durumlarla karşılaşabilecek ebeveynlere umut aşılayalım istiyoruz” diyerek ekliyor: “Büyüdüğü zaman, hadiseyi anlatıp anlatmamaya kızımız bizzat kendisi karar verecek”.

31 Aralık 2007 Pazartesi

SAHNE FOTOĞRAFÇILIĞI

SAHNE FOTOĞRAFÇILIĞI
Bu güne değin fotograf konusunda çok şey yazıldı ve söylendi. Sergiler, paneller, seminerler, sempozyumlar yapıldı. Yeterli olmasa da fotograf albümleri yayınlandı. Üniversitelerimizde "Fotograf Ana Sanat Bölümleri" açıldı. Ama ne varki özel konularda ayrıntılı kitaplar ve makaleler yayınlanmadı.

Bu yazıda 18 yıldır bu işi bir meslek olarak yapan birisi olarak deneyim ve birikimlerime dayanarak ana kurallardan ve işin gizlerinden söz edeceğim.

Bale fotografcılığı geniş anlamıyla Sahne Fotografcılığı, kanımca nasıl Sahne Sanatlarının kendine özgü kuralları ve anlatın dili varsa, Bale Fotografcılığının da temel fotografcılık bilgilerinin yanında kendine özgü bir anlatım dili ve teknikleri, zorlukları olan çoğu zaman sanatsal kaygılar tasıyan bir uğraştır. Zevkli olmasına karşın sanıldığı kadar kolay olmayan, özel beceriler, deneyim ve diplomasi gerektiren bir meslektir. Balenin çalışma ortamında bulunmadan, bale derslerini izlemeden, hatta bu insanları tanımadan, fotograf çekmek olasıdır ; ama bu tür fotograf çalışmaları çoğu zaman teknik hatalarla doludur. Bale kampanileri tarafından istenmeyen fotograflar ve istenilmeyen fotografcılar, bu tür fotografcılar yeni prodüksiyonlara çağrılmazlar.

Sahnelenen herhangi bir yapıttan fotograf çekmeden önce izin almalısınız.

Bale sanatı, tamanen estetiğe dayanan kendine özgü anlatım dili ve teknikleri olan bir sanattır. Klasik baleye tepki olarak doğan modern dansta da klasik baledeki kadar katı olmasa da kurallar ve anlatım teknikleri vardır. Bale fotografcısının tabi ki bir koreograf kadar veya danscı kadar bale tekniklerini bilmesi gerekmez. Ama çoğu zaman hareketlerin, duruşların, geçiş hareketlerinin bilinmesi gerekmektedir. Yalnızca hangi filmin veya nasıl bir kamera ve filtre kullanılmasını bilmek bale fotografcılığı için yeterli değildir.

Bir bale eserinde sanıldığı kadar özgür açı kullanamazsınız. Kullandığınız takdirde, komposizyon açısından güzel bir görüntü verebilir ama bale açısından bir değer ifade etmez. Çünki çizgi yanlıştır veya prima balerin için olumsuz bir tanıtımdır. Bu tür fotograflar sergilenemez ve yayımlanamaz.

Sahneden fotograf çekmeden önce kim ve ne için çekim yapacağınıza karar vermelisiniz.Örneğin bu fotograflar basın da mı kullanılacak, afiş, poster mi yapılacak, siyah-beyaz mı olacak, pozitif mi, negatif mi çekim yapacaksınız ?

Özellikle bale temsillerinde flaş kullanmak hem tehlikeli hem de yasaktır. Sahnenin o büyülü atmosferi, dekor ve kostüm cümbüşünü flaş kullanarak öldürmeniz yanında balerin ve baletlerin sakatlanmalarına bile neden olabilirsiniz. Özel çekimlerin dışında flaş kullanmamalısınız. Çok yüksek ASA lı filmlerle bu sorununuzu çözebilirsiniz. Özellikle Jump, Pürüvet gibi hızlı hareketlerin net fotoğraflarını çekebilmeniz için 125 enstantanenin altına düşmemeye çalışmalısınız.

Sanatcılar her ne kadar profesyonel de olsalar, kamera karşısında kendilerini pek rahat hissetmezler, huysuzlanırlar, hem fotograflarının çekilmesini isterler hem de naz ederler. Bunun çeşitli nedenleri olabilir ; rolünü beğenmemiştir, kostümünü beğenmememiştir, uzaktan çekim yapılmasını isteyebilirler vs. Sahnenin tozunu yutan primadonnasından, prima balesinden bayrak sallayan figüranına kadar herkes kapris yapabilir. Bu gibi durumlarda diplomasi ve dostluklarla sorunları çözümlemelisiniz.

Tüm bunların dışında bale fotograflarının seçimini bir uzman kişi ile yapmalısınız. Bunun dışında çektiğiniz negatif ve pozitiflerin labaratuvarlarınızla ilişkilerinizi, diyaloglarınızı sağlıklı kurmalı ve çok fazla şeyler istemelisiniz. Ayakları kesilmiş bale fotografları ve renk düzeltmesi yapılmamış baskılara razı olmamalısınız. Çünkü bu profesyonel laboratuvarlarda negatiflerde renk düzeltme çok kolaydır.

Bu ve benzeri sorunlara karşın bale (dans) fotografcılığını meslek olarak seçtiyseniz, yada bu konuda fotograflar üretmek istiyorsanız, sahnenin her açısının değişik beceriler, büyük bir enerji ve hayal gücü de gerektirdiğini bilmelisiniz. Sahnenin zor ışık koşulları, aksiyon ve dramatik yapısı da eklendiğinde işin sadece "deklanşöre" basmak olmadığı anlaşılır. Ayrıca deklanşör'e her basışınız bir fotograf demek değildir. Fotografı, önce hayal gücünüzde oluşturacaksınız sonra karanlık oda yada labaratuvarda realize edeceksiniz. Bu iş, bilgi, beceri, deneyim ve diplomasi gerektiren ; rastgele denilemeyecek tatlı bir uğraştır.

HAYDAR BÜLBÜL

24 Aralık 2007 Pazartesi

Günbatımı fotoğrafı

GÜNBATIMINI FOTOĞRAFLAMAK
Günbatımının romantik havası amatör profesyonel tüm fotoğrafçıların bu görüntüleri yakalama isteğini uyandırır. Çoğu zaman çıplak gözle görünen güzellikler fotoğraf filmlerine aktarıldığında çekiciliklerini kaybetmekte donuk ve zevksiz bir hale dönüşmektedir. Uyulacak birkaç kural fotoğraflarımızı sıradanlıktan çıkarabilir.

Tribot, filtre ve geniş açalı objektiflerimizi yanımıza alarak fotoğraf çekmeyi düşündüğümüz konunun bulunduğu bölgeye, günbatımından bir saat kadar önce gitmeliyiz. Fotoğraf çekilmeden önce bölgenin birkaç gün gözlenmesi çekim noktasının belirlenmesinde bize yardımcı olur. Bulutların olmadığı bir günbatımı fotoğrafı pek çekici değildir. Özellikle bahar aylarında güneş ışınlarının yatay olarak geldiği zamanlar, fotoğraf çekmek için uygun bir dönemdir. Bu tür fotoğraflarda amaç güneşin batışını anlatmak değil, güneşin batışı sırasında gerek güneşteki, gerekse bulutlarda ve doğadaki renk değişimlerinin ahengini ve esprisini yakalamaktır. Bu nedenle fotoğraflarımızda güneş olmadan da günbatımının bu renk cümbüşünü ifade eden fotoğraflar çekilebilir.

Güneşi çerçevelemenin dışında tutarak, bu bölgenin parlaklık değerine yakın bir noktadan pozometremiz yardımıyla, fotoğraf çekimi için kullanacağımız estantene ve diyafram değerlerini belirleriz. Eğer ölçüm yapılırken güneş karenin içerisine girerse pozometremizi yanıltır. Çünkü bu durumda pozometremiz 125/11 veya 500/ 11 gibi çok yüksek ışık değerleri önerecektir. Bu değerlerle çekilen günbatımı fotoğrafları yetersiz pozlandırma neticesi özelliklerini kaybedecektir. Bulunduğumuz ortama ve güneşin batış saatinden öncesi ve sonrası süreye bağlı olarak değişmekle birlikte 1/60 veya 1/30 estentane ve 1/8 ya da 1/11 diyafram değerleri en uygun değerlerdir. Eğer vizörden görülen görüntü bize göre fotoğrafik bir değer ifade ediyorsa, bu tür fotoğrafların çekiminde ölçülen (önerilen-kullanılan) değerlerin bir alt ve üst değerlerinde fotoğraf çekmek her zaman geçerlidir. Belki bu şekilde birkaç poz fazla harcamakla, güzel bir fotoğraf elde edebiliriz. Günbatımı saatlerinde güneş ışığının ısı derecesi ve buna bağlı olarak bulutların renkleri ve yerleri değişeceğinden sabırla en iyi görüntünün oluşması beklenmelidir. Tabii ki, en iyi görüntüyü bekleyim derken, iyi görüntülerin fotoğraflarını çekmemek bazen elimiz boş geri dönmemize neden olabilir.

Günbatımı fotoğrafları çekilirken güneşin ve bulutların durumu kadar ufuk çizgisi ile makinemiz arasındaki diğer objelerinde durumu çok önemlidir. Deniz veya göl kıyısında günbatımı fotoğrafı çekmek isteyen bir kişi durgun deniz ve gölde boşlukları doldurabilmek için, balıkçı, balıkçı teknesi, kayık, gemi gibi objeleri kullanabilir. Deniz, göl ve ırmak kenarlarında güneşin ve bulutların sudaki yansımaları da fotoğraf karesinin doldurulmasında kullanılabilir. Irmak kenarında balıkçılar ya da kırda yürüyen insanlar, hayvanlar ve çiçekler fotoğraflarımızda kullanacağımız yardımcı unsurlar olarak değerlendirilebilir.

Günbatımı fotoğraflarında pozlama değeri güneş ve çevresine göre alındığında öndeki konular (insan, hayvan vb.) siluet olarak film üzerine düşer. Bu durumdan yararlanarak çok değişik fotoğraflar çekilebileceği gibi ön plandaki konularında net ve belirgin çıkması için dolgu ışığından yararlanılabilir. Örneğin bir balıkçının ön planda olduğu günbatımı fotoğrafı çekilirken flaşla balıkçıyı aydınlatırsak, balıkçı fotoğrafımızda net ve belirgin olarak çıkarken arka fon gökyüzünün mor, turuncu renkleriyle süslenebilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, aydınlatılacak obje ile flaş arasındaki mesafenin 3-4 metreyi (kullanılan flaşın ışık gücüne göre değişmekle birlikte) geçmemesidir. Dört metreyi geçen durumlarda flaşın ışık gücü aydınlatılmasını istediğimiz konuyu yeterince aydınlatamayacağından fotoğrafta beklediğimiz etkiyi yaratamaz. Flaşlı fotoğraf çekimlerinde estantene değerinin makine imalatçısının belirtmiş olduğu değerin üzerinde olması tatsız sürprizlerle karşılaşmamıza neden olur (bk. flaşla fotoğraf çekimi).

05 Aralık 2007 Çarşamba

alt-üst olmuş ev


Polonya'nın kuzeyindeki Szymbark köyünde insanlar alt-üst olmuş eve girmek için sıra bekliyor. Bu sıra dışı yapı Daniel Czapiewski'nin elinden çıkmış

kontrolsüz yumruk


Brezilyalı boksör Glaucelio Abreu (solda), Rio de Janeiro'daki Pan Amerikan Oyunları'nda Virgin Adaları'ndan Clarence Joseph ile karşılaşıyor. 75 kilo mücadelesinde kontrolsüz bir yumruk atınca ortaya bu görüntü çıkıyor