tag:blogger.com,1999:blog-2843173467060385602008-02-07T07:14:15.459-08:00Fotoğraf ZevkiGüvercincinoreply@blogger.comBlogger49125tag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-36483687347951681982008-02-07T07:06:00.000-08:002008-02-07T07:14:15.493-08:00Dijital Fotoğraf makinesi alırken<span style="font-weight: bold;"><blockquote>Dijital Fotoğraf makinesi alırken veya makinanınızı değiştiriken göz önüne almanız gereken hususlar.</blockquote></span><br /><blockquote style="font-weight: bold;">Öncelikle İhtiyaçlarınızı Doğru Olarak Belirleyin:</blockquote><br />Bir fotoğraf makinesi almadan önce makineyi ne için kullacağınızı belirlemelisiniz. Ara sıra mı fotoğraf çekeceksiniz yoksa fotoğraf çekimi konusunda uzmanlaşmak mı istiyorsunuz? Çektiğiniz fotoğrafları sadece bilgisayar ekranından mı izleyeceksiniz yoksa baskı almayı düşünüyor musunuz? Öncelikle bu ayrıntılara karar vermelisiniz, aksi taktirede ihtiyaçlarınızı karşılamayan bir fotoğraf makinesini ya da hiç kullanmayacağınız özellekleri olan bir fotoğraf makinesini gereksiz yere satın almış olursunuz.<br /><br /><br /><span style="font-weight: bold;"><blockquote>Sensörler Önemlidir:</blockquote></span><br />Dijital fotoğraf makinelerinde çözünürlüğü belirleyen ve kaliteyi doğrudan etkileyen makine içerisinde bulunan sensördür. Sensörler Ccd (Charge-Coupled Device) ve CMOS (Complementary Metal Oxide Semiconductor) olmak üzere iki çeşittir. Eğer D-SLR fotoğraf makinesi almayacaksanız CCD sensörü tercih etmeniz daha doğru olacaktır.<br /><br /><br /><span style="font-weight: bold;"><blockquote>Mega Pixellere Kanmayın:</blockquote></span><br />Fotoğraf makinesi satın alırken mega pixel olarak yüksek olanı alarak doğru bir seçim yapacağınızı düşünüyorsanız, kesinlikle yanılıyorsunuz. Yüksek mega pixellik bir fotoğraf makinesi size çekici geliyor olabilir ama bu sınıfta bulunan ve doğru düzgün odaklama dahi yapamayan bir fotoğraf makinesi almak yerine, daha düşük mega pixellik ama daha gelişmiş özellikleri olan bir fotoğraf makinesi alabilirsiniz. Yüksek mega pixelli makineleri sadece çok büyük boyutlarda baskı alma ihtiyacı duyuyorsanız ya da bir fotoğrafı bilgisayar ortamında büyütüp crop ile detay almaya yönelik bir çalışma yapacaksanız satın alabilirsiniz.<br /><br />Ayrıca bazı fotoğraf makinelerinin üzerinde yazan 8MP ya da 6MP gibi ifadeler sizi yanıltmasın. Çünkü bazı makineler 3 ya da 4 megapixellik efektif çözünürlüğe sahip olup daha yüksek çözünürlüklere ulaşabilmek için "interpolasyon" yöntemine başvurmaktadır. Bu yöntem, bilgisayar ekranında gördüğünüz bir fotoğrafa zoom yapmakla hemen hemen aynı işleyiş tarzına sahiptir. Yüksek megapixele ihtiyaç duyan fotoğrafçılar bu tip makineleri asla kullanmazlar. Kısacası; gerçek, yani efektif çözünürlük önemlidir.<br /><br /><br /><span style="font-weight: bold;"><blockquote>Fotoğrafa Müdahele:</blockquote></span><br />Eğer fotoğraf çekimi konusunda meraklıysanız ya da fotoğrafı fotoğraf gibi çekmek istiyorsanız, mutlaka manuel ayarları ile çekilecek olan fotoğrafa müdahale etmenize olanak tanıyan modelleri seçmelisiniz. Sadece tatil ya da anı fotoğrafları çekecekseniz ve fotoğraf çekmeye çok da meraklı değilseniz sadece otomatik ayarları olan bir fotoğraf makinesi de işinizi görebilir.<br /><br /><br /><span style="font-weight: bold;"><blockquote>Zoom:</blockquote></span><br />Hemen hemen her dijital fotoğraf makinesi zoom, yani uzağı yakınlaştırma kabiliyetine sahiptir. Bunu iki yolla yaparlar, optik ve dijital zoom. Bunlardan önemli olanı optik zoom?dur. Optik zoom; makinenin objektifi kullanılarak yapılan bir odaklama işlemidir. Diğital Zoom ise; Fotoğraf makinesinin algıladığı görüntü boyutlarını büyütmesidir. Bu sebeple sadece digital zoom?a sahip olan bir fotoğraf makinesi satın alındığında, zoom konusunda çok da tatmin edici sonuçlara ulaşılamayabilir.<br /><br /><br /><span style="font-weight: bold;"><blockquote>Macro Fotoğraflar:</blockquote></span><br />Eğer çevrenizdeki minik şeylerin detaylarını fotoğraflamak hoşunuza gidiyorsa alacağınız fotoğraf makinesinin macro odak mesafesine mutlaka bakmalısınız. Yüksek macro odak mesafelerine sahip olup da (10-15cm gibi), çok daha gelişmiş bir fotoğraf makinesini almak, macro fotoğrafları çekmeyi seven birisi için tamamen gereksiz bir harcama olacaktır.<br /><br /><br /><span style="font-weight: bold;"><blockquote>Manzara Fotoğrafları:</blockquote></span><br />Ağırlıklı olarak manzara fotoğrafları çekmeyi düşünüyorsanız geniş açılı objektife sahip bir fotoğraf makinesi almak en doğrusu olacaktır. Aynı zamanda panoramik fotoğraflar çekebilme özelliği olan makineleri de tercih listenize ekleyebilirsiniz. Ancak panoramik olarak çekilecek fotoğraflar için tripod kullanmanın önemini de unutmamak lazım.<br /><br /><br /><span style="font-weight: bold;"><blockquote>Karanlık Ortam Çekimleri:</blockquote></span><br />Karanlık ortamlarda çekim yapmak için öncelikle flash?a ihtiyaç varıdr. Flash mesafeleri yeterli olan fotoğraf makinelerini ya da ihtiyaç olursa extra flash takılabilen fotoğraf makinelerini tercih etmek daha doğru olacaktır. Ayrıca alacağınız fotoğraf makinesinde, loş ortamlarda odaklamayı kolaylaştıracak oto fokus asistan ışığının (AF Assist Light/Beam) olmasına dikkat edin. Gece manzara fotoğrafları çekmeyi düşünüyorsanız da, düşük perde hızlarına ulaşabilen (Ör: 15sn) ve düşük ISO değerlerine (Ör: ISO 50) sahip olan bir fotoğraf makinesini satın almak, gece fotoğraflarınızda kaliteyi arttıracaktır.<br /><br /><br /><blockquote style="font-weight: bold;">Piller Piller yine Piller</blockquote><br />Eğer çok sık fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, özellikle medeniyetten uzun süre ayrı kalacaksanız, kalem piller ile çalışan modelleri tercih etmenizde yarar vardır. Bir gezi esnasında biten pillerinizi bir bakkaldan satın alabileceğiniz piller ile çok çabuk değiştirip, çekimlerinize devam edebilirsiniz. (Günümüzde şarj edilebilen kalem piller 2400mAh, 2500mAh?lik değerlere ulaşmıştır.) Ayrıca örnek vermek gerekirse; fotoğraf makineniz 2XAA kalem pil ile çalışıyorsa iki adet daha yedek bir set almakta fayda vardır.<br /><br /><br /><span style="font-weight: bold;"><blockquote>Kutu İçeriği:</blockquote></span><br />Fotoğraf makinesini satın alırken dikkat etmeniz gereken önemli noktalardan birisi de kutu içeriğidir. Genellikle kullanım klavuzlarında kutu içeriği hakkında detaylı bilgi verilir. Bunu mutlaka kutu içeriği ile kıyaslamalısınz. Hafıza kartı, bilek ya da boyun askısı, kullanım klavuzu, garanti belgesi, lens kapağı, piller, şarj aleti, USB- bağlantı kablosu, video bağlantı kablosu vb. kutu içeriğinde bulunur. (Bu durum marka/modellere göre değişiklik gösterir.)<br /><br /><br /><span style="font-weight: bold;"><blockquote>Fotoğraf Makinesini Web Cam Olarak Kullanma</blockquote></span><br /><br />Bölüm içerisinde sıkça sorulan bir soru olduğu için, burada açıklama ihtiyacı duydum. Eğer fotoğraf makinenizin webcam olarak kullanabilme özelliği yoksa; Fotoğraf makinesini web cam olarak kullanabilmek için; öncelikle fotoğraf makinenizin bir video çıkışı (Video-Out) olması gerekmektedir. Ayrıca bir televizyon kartı ya da video-in girişi olan ekran kartına da sahip olmanız gerekmektedir. Fotoğraf makinesinden alacağınız çıkışı, televizyon kartı ya da ekran kartının video girişine bağladığınız zaman, msn messenger vb yazılımlar içerisinde de gerekli ayarlamaları yaptığınızda fotoğraf makineniz web cam olarak çalışmaya başlayacaktır. Ancak her fotoğraf makinesi web cam olarak çalışmamaktadır. Ayrıca, fotoğraf makinesinin web cam olarak kullanılmasını önermiyorum. Bunun yerine 10-20 dolar harcayarak alacağınız bir web cam daha iyi olacaktır. Çünkü fotoğraf makinenize yazık...!<br />Kaynak: forum.donanimhaber.com<br /><br /><a href="http://forum.donanimhaber.com/m_2171867/tm.htm">Devam Ediyor >><br />DİJİTAL FOTOĞRAF MAKİNELERİ - KISA ÖN İNCELEMELERİ ></a>Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-76064767528535580172008-01-23T15:03:00.000-08:002008-01-23T15:11:27.929-08:00Silüet Fotoğraflar ve IşıkFotoğraf çekimlerinde hep güneşin makinenin arkasına gelmesi önerilir. Gelin siz bu öneriyi dinlemeyin ve güneşi (ışığı) makinenizin önüne alın siz ışığa karşı fotoğraf çekmeyi deneyin. Göreceksiniz ki fotoğraflarınız ayrı bir havaya bürünecek ve sıradanlıktan kurtulacak. Özelikle portre fotoğraflarında, insan figürlerinin çekimlerinde fotoğrafa ayrı bir anlam kazandırmak ancak ışığa karşı fotoğraf çekmekle gerçekleşir. Fotoğraf ışık ve gölgeden oluşan bir anlatım biçimidir. Burada neyi anlattığınız değil ne anlattığınız önemlidir.<br /><br />Siluet fotoğrafları çekmek için yapay ışık da kullanılabilir. İyice aydınlatılmış beyaz bir fon önünde hiç aydınlatılmamış bir konunun fotoğraf çekilirse siluet elde edilir. Değişik siluet görüntüleri elde etmek için farklı renkteki fonlar ve değişik aydınlatma şekilleri kullanılabilir. En çok kullanılanı beyaz ince bir kumaşın arkadan aydınlatılması ve öndeki konunun fotoğrafının çekilmesidir. Siluet fotoğraflarda konunun detayları belli olmaz.<br /><br /><span style="font-family:Tahoma, Helvetica, Arial;font-size:85%;color:#000000;"> <b><span style="font-size:+2;color:#000080;">Işık Olmadan Fotoğraf Olmaz</span></b> <hr align="left" color="#808080" noshade="noshade" size="1" width="50%"> </span> <p><span style="font-family:Tahoma, Helvetica, ;font-size:85%;">Fotoğrafı etkileyen en önemli öğe ışıktır. Işık enerjisi olmadan fotoğrafik görüntünün oluşması mümkün değildir. Aslında her hangi bir görüntünün oluşabilmesi için bir enerji türünün madde ile etkileşip, oluşan bilgilerin bir yerlerde depolanması gereklidir. Bizim algımız ve görünür ışık fotoğrafçılığı sadece mor ile kırmızı arasında kalan elektromanyetik dalga boylarını kullanmaktadır. Bu spektrum dışında kalan bizim kimyasal ve digital yardımcı araçlar kullanmadan göremediğimiz bir evren var. Ultraviyole ve kızılötesi aygıtlar ile elde edilen manzara fotoğraflarında her şey inanılmaz farklı görünür. Elektromanyetik dalgaların daha uzak köşelerinde bulunan dalgalar bugün radarlarda, radyoteleskoplarda, X-ray kristalografide, nükleer tıp ve Radyolojide kendi algımızın dışında kalan bölgeyi görmekte yardımcı oluyor bize. Ultrasonografi ve Sonar bizi yarasaların evrenine götürüyor. Tunneling Elektron mikroskopu bize hiç bir canlının göremediği atomlar hakkında bilgi veriyor. Yeni tanıştığımız sabit ve değişken manyetik alan ile elde edilen manyetik rezonans görüntüleri maddenin kimyasal bileşimi hakkında bilgiler içeriyor. Ve en son daha önce hiç kimsenin göremediği elektriksel akımlar bugün SQUID (super conducting Quantum interface device) kardiyomanyetik ve elektroensefalogramlar şeklinde görünür hale gelmiştir. Bu kadar çok şeyi aynı anda çıplak gözle görüp algılayabilsek ne olurdu bilemiyorum, ama şu anda hiç bir canlının göremediği şeyleri görüp görüntüleyebiliyoruz. Ancak bu görüntülerin içerdiği bilgileri yorumlamak herhalde daha uzun seneler alacak.<br /> </span></p> <span style="font-family:Tahoma, Helvetica, ;font-size:85%;">Fotoğrafın icadından bu yana 150 seneden fazla bir süre geçmesi ile birlikte görünür ışık hakkındaki bilgilerimiz artık eskisi kadar hızlı artmamaktadır. Mevcut bilgilere ulaşmak ve kullanmak ise iyi fotoğraf üretmek isteyen kişinin elindedir.<br /> <br /> Işık kaynaklarını rengine göre tanımlarken onları tek renk ve polikromatik (yani çok renkli) olarak tanımladıktan sonra polikromatik olanları kesintisiz ve kesintili spektrumdan oluşanlar olarak ayırabiliriz. Siyah bir cismin ısıtılması ile elde edilen ışık kesintisiz olmasına rağmen spektral ağırlığı sıcaklık ile birlikte değişmektedir. Sıcaklığın artması ile birlikte önce kırmızı ışık yaymaya başlayan cisim daha sonra turuncu sarı, beyaz, mavi, mor renkleri yaymaya başlar. Bu yolla ışık yayan kaynakların sıcaklıkları Kelvin olarak ölçüldüğünde: Mum ışığı 1900 K, 100W'lık ampul 2800K, Halojen lambalar 3300K, Karbon ark'ı 5000K, ortalama öğlen güneş ışığı 5500K, elektromanyetik flaşlar 6000K ve açık gölgeler 12000-27000K sıcaklıktaki cisimlerin sıcaklığı ile eşdeğer renkte olduğu hesaplanmıştır. Amatör piyasadaki filmlerin çoğu bu nedenle 5500K'de en iyi sonucu verecek şekilde üretilmektedir. Aynı nedenle güneş ışığından başka ışık kaynaklarından yararlanırken olası renk kaymalarını önlemek için bazı hesaplar gereklidir. Kelvin sistemi kullanılırken hesaplar zor olduğundan Micro-Reciprocal Degree'nin kısaltması olan MIRED derecesi kullanılmaktadır. (MIRED = 1000000/Kelvin) Örnek olarak ev içerisinde Tungsten Işığı kullanılarak yapılacak bir çekimde sonuçların Turuncu çıkmasını önlemek için kullanmamız gereken düzeltme miktarı şöyle hesaplanmaktadır. Film MIRED değeri - Mevcut Işık MIRED değeri = (1000000/5500) - (1000000/2800) = 182 - 357 = -175 MIRED. Bu durumda toplam -175 MIRED düzeltme yapmamız gerekecektir. Bunun için -130 MIRED düzeltme yapan 80B numaralı Mavi filtreyi, -45 MIRED düzeltme yapan Açık Mavi 82C filtresi ile birlikte kullanmamız gerekecek. Açık mavi ve açık turuncu renkte olan filtreler renk düzeltme dışında fotoğrafa sıcak veya soğuk bir hava vermek için sık sık kullanılmaktadır. <br /> <br /> Işık kaynağında dikkat edilecek başka bir özellik içerdiği Ultraviyole miktarıdır. Fotoğraf Emülsiyonlarındaki mavi katman UV'ye en duyarlı katmandır. Gözle görülememesine rağmen UV ışınları fotoğrafın Mavi çıkmasına sebep olurlar. Bu maviliği önlemek için renksiz olan bir UV filtresi veya UV ışınlarını süzme yeteneğine sahip SkyLight adında açık pembe filtresini kullanmak hem objektifinizi temiz tutacak hem görünmeyen ışınlar tarafından fotoğrafta meydana gelecek olan renk kaymalarını önleyecektir. Açık havalardaki aşırı UV bazen pozometreyi etkileyerek sonuçların koyu çıkmasına sebep olur. Bu durumlarda pozometrenin önerdiği değerden bir stop daha fazla pozlandırmak sonucu çözecektir.<br /> <br /> Işık kaynağının büyüklüğü fotoğrafı inanılmaz derecede etkileyen faktörlerden bir diğeridir. İyi fotoğrafçılar kendilerini sürekli ışık konusunda eğitir, istedikleri etkiyi bu yolla yaratmaya çalışırlar. Küçük bir ışık kaynağından gelen demetler paralel olduğu için gölge ve aydınlık alanlar arasında keskin sınırlar vardır. Gerçekçi fotoğraflar için birebir olan sert</span> <span style="font-family:Tahoma, Helvetica, ;font-size:85%;">ışık romantik bir havayı bir anda yok edebilir. Sert ışık kaynaklarına örnek olarak güneş, flaş, mum ve spot ışıklar verilebilir. Aydınlık bölgelerde canlı renkler, gölgede ise karanlık ve siyah renk hakimiyeti küçük ve sert ışık kaynaklarının özelliğidir. Aydınlık ve karanlık arasındaki keskin ayırım güçlü kompozisyonlar yaratmaya yardımcı olabilir. Yüksek kontrast, detay ve doku için bu tür ışık kaynakları kullanılmalıdır. Işık kaynağı büyüdükçe karanlık ve aydınlık alanlar arasındaki geçiş belirsizleşir. Gölgeler kaybolmaya yüz tutar, canlı renkler yerine pastel renkler hakim olur. Barışçı portreler için aranan bu tür ışığa doğal ortamda bulutlu havalar ve açık gölgede rastlamak mümkün. Fotoğraf stüdyolarında ışık kaynağını büyütmek için kullanılan diffüzerleri hepimiz görmüşüzdür. Portre dışında bir çok amaç için bulutlu havada çekim yapmak film harcamakdan başka bir işe yaramaz. </span><br /> <span style="font-family:Tahoma, Helvetica, ;font-size:85%;"><br /> Işığın Yönü:<br /> <br /> Işık önden, arkadan, alttan, üstten ve iki yandan konuya doğru gelebilir. Yeni başlayanalara tavsiye edilen sırtını ışığa dön önerisi, problemsiz bir pozlandırma için en iyi seçenektir. Bu ışıkta çekilen fotoğrafta pırıl pırıl canlı rekler görmek münkün, ancak bunun bedeli fotoğrafta derinlik, doku ve detayları kaybetmemeizdir. Böyle bir fotoğraf ilginç olmaktan uzaktır. Yandan ışıklandırma doku ve formu belirginleştirmek için kullanılabilecek en iyi ışıktır. Sabah uykusundan biraz özveride bulunarak yakalayabileceğimiz bu ışık bize karşılığını kat-kat verir. Genel kullanım, manzara ve mimari fotoğrafta 45 derece ile gelen yan ışığın sık sık kullanıldığını görebiliriz. Duvarlar ve diğer vertikal yüzeyler için üstten ışıklandırma yandan ışıklandırma gibi davranacaktır. Dağ yamaçlarını çekmek için üstten ışıklandırma yandan ışıklandırma gibi görev yapar. Dağ yamaçlarını çekmek için dağ yamaçlarını yan ışık gibi aydınlatan öğlen güneşinin kaçırılmaması gerekir. Amacınız manzara çekimi ise en iyisi fotoğraf makinenizi saat 11:00 ve 15:00 arasında fotoğraf çantasından hiç çıkarılmamasıdır. Arkadan gelen ışıkla cismin kenarlarında göze hoş gelen parlak kenarlar oluşur. Bu etkiyi saçlarda yakalarsanız hiç vakit kaybetmeyin. Toz bulutu, yaprak, çiçek cam gibi ışığı içinden geçiren konularda ters ışık konunun doğasını en iyi şekilde ortaya çıkarır. Çok yüksek kontrastlı sert ışıklarda silüet fotoğraflar elde edilir. Su kenarında, karlı manzaralarda bu tip fırsatlar sık sık elimize geçer. Deneyerek ve yanılarak, elimize geçen fırsatları ve ışığı değerlendirmeyi öğrenebiliriz. Yeterki fotoğraf çekerken sadece konu üzerine durmayalım. Işığın rengi, şiddeti ve yönü üzerinde düşünelim. Kaynak <a href="http://www.fotografya.gen.tr/issue-5/nevit.html">http://www.fotografya.gen.tr/issue-5/nevit.html</a><br /><br /><span style="font-weight: bold;">Ters Işık</span><br />Fotoğrafa yeni başlayan birçok kişi ışık kaynağını, çoğunluklada güneşi arkalarına alarak çekim yaparlar. böylece en çarpıcı fotoğraflarını elde edebileceği ters ışığı kullanma imkanlarını da ortadan kaldırmış olurlar.<br /><br />Fıransız'ca bir terim olan contre-jour "ışığa doğru" anlamına gelmekte olup fotoğrafçılık'da ana ışık kaynağına karşı çekilmiş olan konuları tanımlamakta kullanılır.ışık kaynağı genellikle güneş olup pencere ışığından ve stüdyo aydınlatma elemanlarından yararlana bilme mümkündür.<br /><br />Ters ışıklı çekilmiş fotoğraflarda ölçümün fondan yapılması ile siluet fotoğrafları elde edilirken konudan yapılan ölçümler arka planda patlamalara neden olacak, eğer ışık kaynağı konunun arkasına saklanırsa gölgelerden oluşan izler ve dokular ortaya çıkacaktır.<br /><br />Ters ışıkta çekim yapmak için mekanlarda kullanıla bilir. İç ve dış bölgeler arasında ki ışık farklılıkları ile enteresan sonuçlar elde edilebilinmektedir. Güneşin parlak olduğu günler bulutsuz gökyüzü ve güçlü arka ışığı nedeniyle ters ışıkta yapılacak çekimler için oldukça elverişlidir.<br /><br /><br />Ters Işıkla Çekilebilecek Konular<br /><br />Ters ışıkla çalışmaya ağaçların fotoğraflanması ile uygun bir başlangıç yapılabilir. Güzel bir sonbahar akşamında güneş ağaç arkasına saklayıp çekim yapılacağı gibi tekbir yaprağa saklayıp damarların kabartılarını da fotoğraflayabilmek mümkündür. Konuların çiçek ve yaprak örneklerin de olduğu gibi ışık geçirgen olması etkili fotoğraf elde etmeye yardımcı olacaktır. Şehirde yaşanılıyorsa parklarda yapılacak gezintiler veya şehir civarındaki doğa yürüyüşleriyle ortaya çıkacak onlarca konu bulmak mümkün olacaktır. Ev etrafında yapılacak gezintilerde de gene çocuklar, binalar ve yollar gibi konular ortaya koymak mümkündür.<br /><br />Portre çalışmaları da ters ışıkla denene bilir, sıcak rengin ve kenar ışığının saçlar etrafında oluşturacağı etki görülebilir. Ancak böylesi çalışmalarda ters ışık nedeniyle yüz bölgesinde oluşacak kararmalarda kurtarılmak için yansıtıcılardan veya dolgu flaşlarından yaralanılması gerekli olduğu unutulmamalıdır.<br /><br />Siluet fotoğraflarında ise enteresan şekiller olan konuları fotoğraflamak, örneğin yapılarla işe başlamak ve göz eğitildikçe diğer konulara yönelmek uygun olacaktır. Siluet fotoğrafları çekilirken kullanılacak objektif ve ışığın ölçüleceği bölgenin önemli olduğu unutulmamalıdır<br /><br /><br />Ters Işık ve Poz Ölçümü<br /><br />Ters ışıkta yapılacak poz ölçümleri fotoğrafçının oluşturacağı etkiye de bağlıdır. Örneğin bir siluet fotoğrafı çekilmek isteniyorsa ışık ölçümünün direk olarak arka plandan yapılaması ve poz değerlerinin makineye kilitlenmesi gerekir. Diğer bir yol daha denenip genel ölçümün verdiği değerleri yeteri kadar, örneğin bir durak azaltılarak da yapılabilir. Söz gelimi böyle bir çalışma için makinenin pozometresi f/5.6diyafram açıklığı ise 1/125 veriyorsa çekimde f/8 + 1/125 sn. değerleri kullanılabilir.<br /><br />Siluet fotoğraflarında çekim için 100mm. bir objektif kullanıldığını var sayalım. Teleobjektiflerin görüntüyü büyütme özelliği nedeniyle ters ışık kaynağı olarak örneğin doğmakta veya batmakta olan güneş seçilmişse makine pozometresi de doğal olarak bu oranları büyütülmüş ışık kaynağını hesaba katarak ölçüm yapacak, sonuç ise güneşin koyu turuncu veya kırmızı bir yuvarlak olarak gözüktüğü, karenin diğer bölümlerinin simsiyah olmasa bile karardığı bir fotoğraf olacaktır. Siluet elde edilmek istenilen konu dahi etrafındaki karanlık nedeniyle silinmiş olabilecektir. bu nedenle teleobjektifle siluet fotoğrafları çekilmek isteniyorsa ölçüm ışık kaynağının yanından yapılması, ölçüm anında bakaca kaynağın dahil edilmemesi gerekmektedir. öte yandan 24 mm., 28 mm. veya 35 mm. gibi geniş açılı objektiflerle çalışılıyorsa nihayi kompozisyon oluşturularak çekim yapıla bilinmesi mümkündür. objektifin gördüğü alanın büyüklüğü nedeniyle gökyüzünün eni kısmı, güneşin pozometre ölçümü üzerindeki etkisi zayıflayacaktır.<br /><br />Eğer arka planda ışık patlaması olup öndeki konunun yeterli ışık alması alması arzu ediliyorsa yaklaşık ölçüm yapmak, pozometrenin önerdiği değerleri makineye kilitlemek gerekmektedir. Nokta ölçüm yapıla biliniyorsa bu avantajdan da yararlanılabilinir. Pozometre nokta ölçüm fonksiyonu bulunuyorsa uzun odaklı objektiflerin kullanılması uygundur. Örneğin 300mm. veya 400mm.'lik objektifle yapılacak merkez ağırlıklı ölçüm de nokta ölçüm niteliğinde olacaktır, gövdeye daha sonra bağlanacak çekim anı için tercih edilen objektifle ölçüm yapılan pozometre değerleri birlikte kullanıla bilecektir.<br /><br />Genellikle dia filme çalışan fotoğrafçılar renk doygunluğunu artıra bilmek amacıyla, ölçü olarak, az pozlamaya giderler. Az pozlama ile ters ışığın birleşmesi de, çekici fotoğraflar ortaya çıkarabilir. Örneğin ters ışık alan bir sonbahar yaprağını düşünelim. Muhtemelen bu yaprak doğa da ise oldukça karmaşık bir arka plana da sahip olacaktır. Arka plan hesaba katılmaksızın yalnızca yapraktaki ışıklı kısımdan yapılacak okuma ile fon kararacak, fotoğraf kompozisyonun karışıklığından kurtulmuş olacak, ışık unsuru tasarımın yaratıcı bir öğesi olarak kullanılabilecektir. ışıklı bölge ile onu sarmalayan geniş alan arsında en az üç duraklık poz farkı olduğu zaman gerçekleştirilebilecektir bu durumda, arka plan ışığı için yeterli pozlama yapıldığından film fonu çok koyu tona veya siyaha kaçmış, kararmış olarak kaydedilecektir.<br /></span>Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-52406530646775178122008-01-03T07:42:00.000-08:002008-01-03T07:48:14.826-08:00Küçük Ayak<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/d4c35938/Kucuk-ayak.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/d4c35938/Kucuk-ayak.jpg" alt="" border="0" /></a>En küçük ayak fotoğrafı<br />Dünyanın en küçük ayaklı bebeği<br />Floransa’da Şubat başında 285 gram olarak dünyaya gelen bebeğin, hayati tehlikeyi atlatarak yaşamayı başardığı açıklandı.<br />Roma NTV-MSNBC 25 Mayıs Haberi<br /> Careggi Hastanesi’ndeki hekimler olayı tam bir mucize olarak niteliyor. Üç aylık yoğun tedaviye olumlu yanıt veren minik yavru, dün hastaneden tahliye edilerek ebeveynine teslim edildi. <br />Annenin sağlık durumunun iyi olmaması nedeniyle, sezaryen doğumla yedi aylıkken dünyaya gözlerini açan minik yavru, beklenenin aksine yaşamayı başardı. Doğduğunda ağırlığı 285 gram, boyu ise 25 cm. olan kız bebek, yoğun bakımdan nihayet kurtuldu. Anne ve babanın Perla (İnci) olarak adlandırdıkları minik yavru, yaşamayı başararak, “dünyanın en küçük bebeği” unvanını aldı.<br /><br />Careggi Hastanesi’nde Perla’nın tedavisini üstlenmiş olan ekipten Luca Filippi, “Perla o kadar küçüktü ki kendisine ilaç verebilmemiz mümkün değildi. Kateterleri kalbe yakın noktalara yerleştirerek, kendisini 50 gün boyunca damar yoluyla beslemek zorunda kaldık” dedi.<br /><br />Mutlu sona ulaşmanın ardından kaygılı günleri geride bırakmış olan ebeveyn ise kimliklerini açıklamamayı tercih ediyor. Perla’nın mutlu sonunun sadece haber olarak duyrulmasına razı olan anne baba, kimliklerini gizli tutarak, sadece iki cümlelik bir yazılı açıklamayla yetindi. Perla’nın anne ve babası, “Bilimin önemini itiraf ederek, benzer durumlarla karşılaşabilecek ebeveynlere umut aşılayalım istiyoruz” diyerek ekliyor: “Büyüdüğü zaman, hadiseyi anlatıp anlatmamaya kızımız bizzat kendisi karar verecek”.Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-50008875247247249422007-12-31T04:53:00.000-08:002007-12-31T04:58:45.707-08:00SAHNE FOTOĞRAFÇILIĞISAHNE FOTOĞRAFÇILIĞI<br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/06da1646/sahne-fotografciligi.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/06da1646/sahne-fotografciligi.jpg" alt="" border="0" /></a>Bu güne değin fotograf konusunda çok şey yazıldı ve söylendi. Sergiler, paneller, seminerler, sempozyumlar yapıldı. Yeterli olmasa da fotograf albümleri yayınlandı. Üniversitelerimizde "Fotograf Ana Sanat Bölümleri" açıldı. Ama ne varki özel konularda ayrıntılı kitaplar ve makaleler yayınlanmadı.<br /><br />Bu yazıda 18 yıldır bu işi bir meslek olarak yapan birisi olarak deneyim ve birikimlerime dayanarak ana kurallardan ve işin gizlerinden söz edeceğim.<br /><br />Bale fotografcılığı geniş anlamıyla Sahne Fotografcılığı, kanımca nasıl Sahne Sanatlarının kendine özgü kuralları ve anlatın dili varsa, Bale Fotografcılığının da temel fotografcılık bilgilerinin yanında kendine özgü bir anlatım dili ve teknikleri, zorlukları olan çoğu zaman sanatsal kaygılar tasıyan bir uğraştır. Zevkli olmasına karşın sanıldığı kadar kolay olmayan, özel beceriler, deneyim ve diplomasi gerektiren bir meslektir. Balenin çalışma ortamında bulunmadan, bale derslerini izlemeden, hatta bu insanları tanımadan, fotograf çekmek olasıdır ; ama bu tür fotograf çalışmaları çoğu zaman teknik hatalarla doludur. Bale kampanileri tarafından istenmeyen fotograflar ve istenilmeyen fotografcılar, bu tür fotografcılar yeni prodüksiyonlara çağrılmazlar.<br /><br />Sahnelenen herhangi bir yapıttan fotograf çekmeden önce izin almalısınız.<br /><br />Bale sanatı, tamanen estetiğe dayanan kendine özgü anlatım dili ve teknikleri olan bir sanattır. Klasik baleye tepki olarak doğan modern dansta da klasik baledeki kadar katı olmasa da kurallar ve anlatım teknikleri vardır. Bale fotografcısının tabi ki bir koreograf kadar veya danscı kadar bale tekniklerini bilmesi gerekmez. Ama çoğu zaman hareketlerin, duruşların, geçiş hareketlerinin bilinmesi gerekmektedir. Yalnızca hangi filmin veya nasıl bir kamera ve filtre kullanılmasını bilmek bale fotografcılığı için yeterli değildir.<br /><br />Bir bale eserinde sanıldığı kadar özgür açı kullanamazsınız. Kullandığınız takdirde, komposizyon açısından güzel bir görüntü verebilir ama bale açısından bir değer ifade etmez. Çünki çizgi yanlıştır veya prima balerin için olumsuz bir tanıtımdır. Bu tür fotograflar sergilenemez ve yayımlanamaz.<br /><br />Sahneden fotograf çekmeden önce kim ve ne için çekim yapacağınıza karar vermelisiniz.Örneğin bu fotograflar basın da mı kullanılacak, afiş, poster mi yapılacak, siyah-beyaz mı olacak, pozitif mi, negatif mi çekim yapacaksınız ?<br /><br />Özellikle bale temsillerinde flaş kullanmak hem tehlikeli hem de yasaktır. Sahnenin o büyülü atmosferi, dekor ve kostüm cümbüşünü flaş kullanarak öldürmeniz yanında balerin ve baletlerin sakatlanmalarına bile neden olabilirsiniz. Özel çekimlerin dışında flaş kullanmamalısınız. Çok yüksek ASA lı filmlerle bu sorununuzu çözebilirsiniz. Özellikle Jump, Pürüvet gibi hızlı hareketlerin net fotoğraflarını çekebilmeniz için 125 enstantanenin altına düşmemeye çalışmalısınız.<br /><br />Sanatcılar her ne kadar profesyonel de olsalar, kamera karşısında kendilerini pek rahat hissetmezler, huysuzlanırlar, hem fotograflarının çekilmesini isterler hem de naz ederler. Bunun çeşitli nedenleri olabilir ; rolünü beğenmemiştir, kostümünü beğenmememiştir, uzaktan çekim yapılmasını isteyebilirler vs. Sahnenin tozunu yutan primadonnasından, prima balesinden bayrak sallayan figüranına kadar herkes kapris yapabilir. Bu gibi durumlarda diplomasi ve dostluklarla sorunları çözümlemelisiniz.<br /><br />Tüm bunların dışında bale fotograflarının seçimini bir uzman kişi ile yapmalısınız. Bunun dışında çektiğiniz negatif ve pozitiflerin labaratuvarlarınızla ilişkilerinizi, diyaloglarınızı sağlıklı kurmalı ve çok fazla şeyler istemelisiniz. Ayakları kesilmiş bale fotografları ve renk düzeltmesi yapılmamış baskılara razı olmamalısınız. Çünkü bu profesyonel laboratuvarlarda negatiflerde renk düzeltme çok kolaydır.<br /><br />Bu ve benzeri sorunlara karşın bale (dans) fotografcılığını meslek olarak seçtiyseniz, yada bu konuda fotograflar üretmek istiyorsanız, sahnenin her açısının değişik beceriler, büyük bir enerji ve hayal gücü de gerektirdiğini bilmelisiniz. Sahnenin zor ışık koşulları, aksiyon ve dramatik yapısı da eklendiğinde işin sadece "deklanşöre" basmak olmadığı anlaşılır. Ayrıca deklanşör'e her basışınız bir fotograf demek değildir. Fotografı, önce hayal gücünüzde oluşturacaksınız sonra karanlık oda yada labaratuvarda realize edeceksiniz. Bu iş, bilgi, beceri, deneyim ve diplomasi gerektiren ; rastgele denilemeyecek tatlı bir uğraştır.<br /><br /><a href="http://www.fotografya.gen.tr/issue-1/sahne.html">HAYDAR BÜLBÜL<br /></a>Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-44352981314096472312007-12-24T15:01:00.000-08:002007-12-24T15:10:02.977-08:00Günbatımı fotoğrafı<div style="text-align: center;"><span style="font-weight: bold;">GÜNBATIMINI FOTOĞRAFLAMAK</span><br /></div><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/c619a1756/egirdir_golu_gunbatimi.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_kByldrSWYjM/R3A7iXqkRyI/AAAAAAAAAL0/vGjX0ut_Sj0/s400/egirdir_golu_gunbatimi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5147679835738621730" border="0" /></a>Günbatımının romantik havası amatör profesyonel tüm fotoğrafçıların bu görüntüleri yakalama isteğini uyandırır. Çoğu zaman çıplak gözle görünen güzellikler fotoğraf filmlerine aktarıldığında çekiciliklerini kaybetmekte donuk ve zevksiz bir hale dönüşmektedir. Uyulacak birkaç kural fotoğraflarımızı sıradanlıktan çıkarabilir.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/b5d5e1709/gunbatimi-1.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/e76c31716/gunbatimi-3.jpg" alt="" border="0" /></a>Tribot, filtre ve geniş açalı objektiflerimizi yanımıza alarak fotoğraf çekmeyi düşündüğümüz konunun bulunduğu bölgeye, günbatımından bir saat kadar önce gitmeliyiz. Fotoğraf çekilmeden önce bölgenin birkaç gün gözlenmesi çekim noktasının belirlenmesinde bize yardımcı olur. Bulutların olmadığı bir günbatımı fotoğrafı pek çekici değildir. Özellikle bahar aylarında güneş ışınlarının yatay olarak geldiği zamanlar, fotoğraf çekmek için uygun bir dönemdir. Bu tür fotoğraflarda amaç güneşin batışını anlatmak değil, güneşin batışı sırasında gerek güneşteki, gerekse bulutlarda ve doğadaki renk değişimlerinin ahengini ve esprisini yakalamaktır. Bu nedenle fotoğraflarımızda güneş olmadan da günbatımının bu renk cümbüşünü ifade eden fotoğraflar çekilebilir.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/e76f51728/gunbatimi-2.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/b5d5e1709/gunbatimi-1.jpg" alt="" border="0" /></a>Güneşi çerçevelemenin dışında tutarak, bu bölgenin parlaklık değerine yakın bir noktadan pozometremiz yardımıyla, fotoğraf çekimi için kullanacağımız estantene ve diyafram değerlerini belirleriz. Eğer ölçüm yapılırken güneş karenin içerisine girerse pozometremizi yanıltır. Çünkü bu durumda pozometremiz 125/11 veya 500/ 11 gibi çok yüksek ışık değerleri önerecektir. Bu değerlerle çekilen günbatımı fotoğrafları yetersiz pozlandırma neticesi özelliklerini kaybedecektir. Bulunduğumuz ortama ve güneşin batış saatinden öncesi ve sonrası süreye bağlı olarak değişmekle birlikte 1/60 veya 1/30 estentane ve 1/8 ya da 1/11 diyafram değerleri en uygun değerlerdir. Eğer vizörden görülen görüntü bize göre fotoğrafik bir değer ifade ediyorsa, bu tür fotoğrafların çekiminde ölçülen (önerilen-kullanılan) değerlerin bir alt ve üst değerlerinde fotoğraf çekmek her zaman geçerlidir. Belki bu şekilde birkaç poz fazla harcamakla, güzel bir fotoğraf elde edebiliriz. Günbatımı saatlerinde güneş ışığının ısı derecesi ve buna bağlı olarak bulutların renkleri ve yerleri değişeceğinden sabırla en iyi görüntünün oluşması beklenmelidir. Tabii ki, en iyi görüntüyü bekleyim derken, iyi görüntülerin fotoğraflarını çekmemek bazen elimiz boş geri dönmemize neden olabilir.<br /><br />Günbatımı fotoğrafları çekilirken güneşin ve bulutların durumu kadar ufuk çizgisi ile makinemiz arasındaki diğer objelerinde durumu çok önemlidir. Deniz veya göl kıyısında günbatımı fotoğrafı çekmek isteyen bir kişi durgun deniz ve gölde boşlukları doldurabilmek için, balıkçı, balıkçı teknesi, kayık, gemi gibi objeleri kullanabilir. Deniz, göl ve ırmak kenarlarında güneşin ve bulutların sudaki yansımaları da fotoğraf karesinin doldurulmasında kullanılabilir. Irmak kenarında balıkçılar ya da kırda yürüyen insanlar, hayvanlar ve çiçekler fotoğraflarımızda kullanacağımız yardımcı unsurlar olarak değerlendirilebilir.<br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/e76c31716/gunbatimi-3.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/e76f51728/gunbatimi-2.jpg" alt="" border="0" /></a>Günbatımı fotoğraflarında pozlama değeri güneş ve çevresine göre alındığında öndeki konular (insan, hayvan vb.) siluet olarak film üzerine düşer. Bu durumdan yararlanarak çok değişik fotoğraflar çekilebileceği gibi ön plandaki konularında net ve belirgin çıkması için dolgu ışığından yararlanılabilir. Örneğin bir balıkçının ön planda olduğu günbatımı fotoğrafı çekilirken flaşla balıkçıyı aydınlatırsak, balıkçı fotoğrafımızda net ve belirgin olarak çıkarken arka fon gökyüzünün mor, turuncu renkleriyle süslenebilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, aydınlatılacak obje ile flaş arasındaki mesafenin 3-4 metreyi (kullanılan flaşın ışık gücüne göre değişmekle birlikte) geçmemesidir. Dört metreyi geçen durumlarda flaşın ışık gücü aydınlatılmasını istediğimiz konuyu yeterince aydınlatamayacağından fotoğrafta beklediğimiz etkiyi yaratamaz. Flaşlı fotoğraf çekimlerinde estantene değerinin makine imalatçısının belirtmiş olduğu değerin üzerinde olması tatsız sürprizlerle karşılaşmamıza neden olur (bk. <a href="http://www.cumhuriyet.edu.tr/akademik/bolum_guzelsanat/cekim_teknikleri.htm">flaşla fotoğraf çekimi</a>).Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-969297113827175782007-12-05T15:00:00.001-08:002007-12-05T15:01:43.913-08:00alt-üst olmuş ev<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/d511d1701/alt-%C3%83%C2%BCst-olmu%C3%85%C2%9F-ev.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/d511d1701/alt-%C3%BCst-olmu%C5%9F-ev.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><span class="detay-text" id="lbl_info"><blockquote></blockquote> Polonya'nın kuzeyindeki Szymbark köyünde insanlar alt-üst olmuş eve girmek için sıra bekliyor. Bu sıra dışı yapı Daniel Czapiewski'nin elinden çıkmış</span>Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-91506321154655371442007-12-05T14:57:00.001-08:002007-12-05T14:58:47.857-08:00kontrolsüz yumruk<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/878191614/kontrols%C3%83%C2%BCz-yumruk.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/878191614/kontrols%C3%BCz-yumruk.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><span class="detay-text" id="lbl_info"><blockquote></blockquote> Brezilyalı boksör Glaucelio Abreu (solda), Rio de Janeiro'daki Pan Amerikan Oyunları'nda Virgin Adaları'ndan Clarence Joseph ile karşılaşıyor. 75 kilo mücadelesinde kontrolsüz bir yumruk atınca ortaya bu görüntü çıkıyor</span>Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-89951422224467222212007-12-05T14:52:00.001-08:002007-12-05T14:54:57.723-08:00Filipinler Manila'da çocuklar<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/8915e1652/Filipinler-Manila-%C3%83%C2%A7ocuklar.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/8915e1652/Filipinler-Manila-%C3%A7ocuklar.jpg" alt="" border="0" /></a><br />2007 yılından akılda kalan fotoğraflar:<blockquote></blockquote>Filipinler'in başkenti Manila'da çocuklar döküntü bir barakada yaşa mücadelesi veriyor. Evleri aynı zamanda oyun alanlarıGüvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-47507847432109914472007-12-05T14:44:00.000-08:002007-12-05T14:49:52.561-08:00Haitili çocuklar<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/2d9b41627/Haitili%20%C3%83%C2%A7ocuklar.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/2d9b41627/Haitili%20%C3%A7ocuklar.jpg" alt="" border="0" /></a><span class="detay-text" id="lbl_info"> Haitili çocuklar, Port-au-Prince'deki Militaire kentindeki bir kenar mahallesinde tabutların önünde top oynuyor.</span><br /><br />2007 yılından akılda kalan fotoğraflar.Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-81868360728018289192007-12-02T15:42:00.000-08:002007-12-02T15:46:19.152-08:00Günbatımı fotoğrafı çekimi<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_kByldrSWYjM/R1NDJro88LI/AAAAAAAAALk/NQIQwApE3B0/s1600-R/ay-ve-batan-g%C3%BCne%C5%9F.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_kByldrSWYjM/R1NDJro88LI/AAAAAAAAALk/O_CYJnbz4L8/s320/ay-ve-batan-g%C3%BCne%C5%9F.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5139525433372242098" border="0" /></a>Hemen her yaş grubu için günbatımı renkleri ve romantik havası coşkulu duygular uyandırır. Ve yine hemen her fotoğrafçı da güzel günbatımı fotoğrafları çekmeyi ister. Genellikle çıplak göz ile görülen günbatımı manzarasının, fotoğrafı çekildiğinde ortaya çıkan kare ise donuk ve zevksiz bir hale dönüşmektedir. Bu esnada daha önceden belirlenebilecek birkaç ufak kural ile bu sorunu çözmek mümkündür.<br /><br />Gün batımı sırasında ışık şiddeti çok düşeceği için fotoğraf makinemize yüksek hızlı filmler takabiliriz. Yüksek hızlı filmler daha az ışık ile çalışma prensibi ile geliştirildikleri için içindeki ışığa duyarlı parçacıkların (gren) ebatları daha büyüktür. Bu gren yapısı yüzünden çekilen fotoğraf üstünde renkli bir takım bozulmalar olacaktır. Bunu engellemenin yolu, normal hızlı filmler kullanmak ve fotoğraf makinesi ile çekim yaparken makineyi biraz uzun pozlamaktır. Uzun pozlamalar için tripod kullanmak en doğru çözüm olacaktır. Bu şekilde film hızımızdan ödün vermeden gren sorununu çözmüş oluruz.<br /><br />Makinemiz ve filmimiz tamam, ayak da aldık yanımıza, şimdi geldi en önemli yere. Günbatımı fotoğrafında açı gerçekten çok önemlidir. O zaman mümkün olduğu kadar geniş açılı bir objektif tercih etmeliyiz gün batımı fotoğrafı için. Fotoğrafı çekmeyi planladığımız mekânı bir iki gün gözlemlemek, en iyi açıyı ve en iyi fotoğraf saatini belirlemek için idealdir. Buna rağmen fotoğrafı çekeceğimiz gün çekim bölgesine belirlediğimiz çekim saatinden biraz erken gitmek faydalı olur. Bununla beraber gün batımı fotoğrafının en önemli ayrıntısı bulutlardır. Bulutların olmadığı bir günde günbatımı fotoğrafı çekmenin pek anlamı yoktur.<br /><br />Özellikle bahar aylarında güneş ışınlarının yatay olarak geldiği zamanlar, fotoğraf çekmek için uygun bir dönemdir. Bu tür fotoğraflarda amaç güneşin batışını anlatmak değil, güneşin batışı sırasında gerek güneşteki, gerekse bulutlarda ve doğadaki renk değişimlerinin ahengini ve esprisini yakalamaktır. Bu nedenle fotoğraflarımızda güneş olmadan da günbatımının bu renk cümbüşünü ifade eden fotoğraflar çekilebilir.<br /><br />Günbatımı fotoğrafı çekerken, günbatımı ile aranıza alacağınız ya da almayacağınız objeler anlamı güçlendirecektir. Günbatımını deniz kenarında fotoğraflıyorsanız kareye bir balıkçı teknesi ya da olta ile balık avlayan bir objenin konması iyi olacaktır.<br /><br />Günbatımı fotoğrafı çekerken araya girecek objeler arkadan aydınlandığın için genellikle siluet olarak düşecektir fotoğraf karesine, bu durum hoş görüntüler çıkmasına sebep olabilir. Ama siz bu objenin daha belirgin olmasını isteyebilirsiniz. Bu gibi bir durumda dolgu ışığı kullanmakta fayda vardır. Dolgu ışığını en kolay flaş kullanarak elde edilebilir.<br /><br />Kullandığınız flaşın özelliklerine göre çekim esnasında objenin üstüne ne kadar ışık düşeceğine karar verip uygun anda flaşı patlatabilirsiniz. Bunu yaparken flaşı ister makine üstünde, isterseniz de elinizde kullanabilirsiniz. Makine üstünde flaş kullanacaksanız pozlamanın başladığı anda flaşın patlayacağını (makine üstünde başka bir ayar yok ise) unutmamanız gerekir. Flaş elde kullanılacaksa pozlamanın başı ile sonu arasında patlatmaya dikkat etmemiz gerekir.<br />kaynak:<a href="http://www.yasamdersleri.com/yazi.asp?id=2576">http://www.yasamdersleri.com</a>Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-12577517508060841632007-11-15T18:58:00.000-08:002007-11-15T18:59:54.839-08:00Manzara, Gökyüzü, Bulut ve Doğa Fotoğrafları çekerken dikkat edilecek hususlar<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/a44382030/bulut-foto%C3%84%C2%9Fraf%C3%84%C2%B1.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp0.blogger.com/_kByldrSWYjM/Rz0HlZrw3dI/AAAAAAAAAKc/d-ubj2aALRo/s400/bulut-foto%C4%9Fraf%C4%B1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5133267489403231698" border="0" /></a><br /><br />Manzara fotoğrafı çekmek her fotoğraf makinesine sahip olan için kaçınılmaz bir durumdur. Bir kişiye fotoğraf çekmesini söylediğimiz zaman çoğunlukla manzara fotoğrafına yönelmektedir. Bunun nedeni belki doğanın çekiciliği belki de daha kolay elde edilebilmesi olabilir. Çok basit gibi gözüken manzara fotoğrafı çekimi, fotoğrafçılığın en zor dallarından biridir. Çünkü doğada her zaman gerçeğini gören gözler, çektiğimiz fotoğraflarda bu gerçeğin ya olduğu gibi aktarılmasını ya da onun bizim yorumlarımızla yeniden ifade edilmesini istemektedirler. Bu nedenle ışık, renk, ton, kompozisyon, objektif, filtre gibi konuları tam özümsememiş kişinin gözün gördüğü mükemmellikte fotoğraf çekmesi biraz zordur.<br />Manzara fotoğrafı çekmek isteyen kişi doğaya bağlıdır. Bir bulutlu havanın, sisin ya da bir yağmurlu havanın fotoğrafını çekmek ancak bu koşulların kendiliğinden oluşmasına bağlıdır. Kendiliğinden oluşan bu görüntülerden istediği etkiyi ve ifadeyi veren anı yakaladığı zaman fotoğraf oluşturabilir. Bu nedenle, manzara fotoğrafı çekmek isteyen kişinin öncelikle iyi bir gözlemci olması gerekmektedir. Doğayı bir avcı gibi taradıktan sonra burada bulacağı bir odak noktası fotoğrafın ilgi merkezi ve manzaraya açılan bir pencere olacaktır. Bu nokta uzakta bir dağ, bir binanın cephesi, bir grup ağaç, bir kuş veya bir insan olabilir. İlgi noktasının çok duyarlılıkla seçilmesi ve ilgiyi dışarıya çakacak etkenlerden oluşmaması gerekir. Çekimlerde kullanacağımız objektif 50 mm.lik bir objektif veya 35 mm.lik bir geniş açılı objektif olabilir. Geniş açılı objektifler kullanıldığında geri plandaki konuların olduğundan daha küçük görüleceğini unutmayalım. Manzara fotoğraflarının çekiminde en iyi ışık sabahın ilk saatleri ve akşam günbatımından birkaç saat önceki ışık koşullarıdır. Bu ışıklar konumuza yatay geleceği için hem konudaki kontrastlığı azaltır hem de derinlik duygusu yaratır.<br />Manzara fotoğraflarında konuyu çerçevelemek fotoğraflarımıza ayrı bir anlam kazandırır. Çerçevelemeyi bir kemer, bir köprü ayağı, bir kapı girişi doğal bir kaya formasyonu veya ağaç veya yapraklarından yararlanılarak gerçekleştirebilirsiniz.<br />Manzara fotoğraflarının çekiminde düşük enstantane kullanmak hem alan derinliğini artırmak için kısık diyafram kullanmaya imkan tanıyacağından hem de konu içerisindeki hareketli öğelerin hareket izlenimini yakalayabilme imkanı sağlayacağından iyi sonuçlar verir. Diğer taraftan renk kontrastını sağlamak için zıt renkleri renk dengesini bozmadan kullanmak fotoğraftaki görsel zenginliği artırır. Filtre manzara fotoğrafçılığının vazgeçilmez elamanlarındandır. Fotoğrafımızda gökyüzü yer alacaksa gökyüzündeki bulutların fotoğraf üzerindeki etkisini artırmak ya da yüksek noktalarda fotoğraf çekerken U.V. ışınlarının fotoğrafımızı etkilemesini önlemek için mutlaka filtre kullanmalıyız. 80 A-80 B filtreleri bulutları daha belirgin olarak görüntülemeyi sağlar.Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-47405133604440359872007-11-12T17:02:00.000-08:002007-11-12T17:10:45.018-08:00Gece Fotoğrafları<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/d4a881937/uzay-f%C3%83%C2%BCze.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/d4a881937/uzay-f%C3%BCze.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><span style="font-weight: bold;">Güzel Gece Fotoğrafları için gerekli malzemeler :</span><br /><br />1. Mekân<br />2. İyi bir makine<br />3. Tripod<br />4. Yedek Pil(ler)<br />5. Ulaşım aracı<br />6. Güvenilir arkadaş(lar)<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Bunların kullanım yerleri :</span><br /><br /><span style="font-weight: bold;">1. Mekân :</span><br />Öncelikle "fotoğrafı çekilesi ve güzel insanlarla paylaşılası" bir güzel mekân tespit edilir.<br />Bunun için hava karardıktan sonra gezilen veya geçilen yerlerdeki manzaralar hafızaya alınır !<br />Elbette mekânın ışıklandırılmış olması tercih edilir. Mâlum biz insanlar "ışık" olmazsa göremeyiz !<br />Böyle bir yerin varlığında dost tavsiyelerini de göz önünde bulundurmakta fayda var.<br /><br /><br /><br /><span style="font-weight: bold;">2. İyi bir makine :</span><br /><br />Bu "pahalı bir makine" demek değildir. Piyasadaki her çeşit makineyi de denemiş değilim. Burada size düşen, kendi makinenizin yapabildiklerini iyice öğrenmek !<br /><br />Örnek ; sitedeki ilk yüklediğim fotoğraflar kompakt (ayarları hazır, manuel ayarlara pek izin vermeyen...) bir makine olan Sanyo S5 ile çekilmiştir.<br />Bunu özellikle almıştım çünkü hazırdaki "gece modu" çekimleri süperdi !<br /><br />Makinenizi tanıyın !<br />Küçük, kompakt bir makineye sahipseniz gece modunda denemeler yapın.<br /><br />Gelişmiş bir makineye sahipseniz ayrıntılar sonraki derste izleyin.<br /><br /><span style="font-weight: bold;">3. Tripod :</span><br /><br />Üç ayağı olduğundan böyle diyorlar. Yani Türkçesi "üçayak"..."Sehpa" da diyorlar.<br /><br />Makineyi sehpaya bağlamazsanız, net bir gece fotoğrafı yakalamak için işiniz şansa kalır !<br />Sonra çektiğiniz fotoğraflara bakıp, "Alzheimer" hastalığına tutulmuşsunuz hissine kapılmamak için tripod alın !<br />İstanbul'da Sirkeci'den rahatlıkla 25-30 YTL'ye edinebilirsiniz. Genelde Pretec diye bir markaya rasltlamışsınızdır. (Benim kullandığım 30 YTL.lik bir ayak, gayet güzel...)<br /><br />Ha yok ben başka şehirdeyim diyorsanız, bu yazıyı da okuyorsanız aha da adres :<br />http://www.hepsiburada.com/productdetails.aspx?categoryid=95025&productid=bd48000<br />Başkaları da var, inceleyin. Verin siparişi getirsinler. İnternetten alış-veriş yapmak korkulacak bişey değildir. Nereye bastığınızı, bilgi girdiğinizi bilin yeter.<br /><br />Tamam, taşıması biraz sorun. Ama sağda solda çekim yaparken insanların size bakıp,<br />- Vay beeaa...adama bak neler yapıyor !<br />diye iç geçirdiklerini düşünün ! (sizi gaza getirmeye çalışıyorum<br /><br />Gece fotoğraflarında pozlama süreleri ortalama 1-2 sn.dir.<br />Bu esnada en süper makineye de acayip bir sinir sistemine de sahip olsanız görüntü titremiş çıkar...<br />Hele zum yaparsanız bırakın geceyi, gündüz bile şaşı görürsünüz kareyi.<br /><br />Taşımaya üşenirim ben diyorsanız bırakın, çekmeyin. Biz şaşı olmak istemiyoruz.<br /><br />Kısacası tripod şart !<br /><br /><span style="font-weight: bold;">4. Yedek Pil(ler) :</span><br /><br />Aslında yedek pil her daim lâzım. Gece gündüz farketmez. Ama gece daha da lâzım !<br />Makineniz standart pillerden (AA, bildiğimiz kalem pil boyutundakilerden ama dijital makineler için olanlar)kullanıyor olsa bile, gecenin bir yarısı piller bitince, "gideyim şuradaki tükkândan alayım" lüksünüz yok !<br /><br />Yanınızda DOLU, yedek pil taşıyın.<br /><br /><span style="font-weight: bold;">5. Ulaşım Aracı :</span><br /><br />Altınızda özel otobomil varsa, sorun yok.<br />Fotoğraf aşkına deli-divâne gezebilirsiniz. (benim gibi...)<br />Haaa arabanız veya arabası olup da sizi mekâna taşıyacak birileri yoksa, gece fotoğraf çekimini 23:59'dan önce bitirin. Zîra toplu taşıma araçlarının çoğu bitmiştir.<br />İstanbul için birkaç anahat var ama onlar da size uymayabilir.<br />Sonra amanın gece tarifesiyle eve gitmek zorunda kalmayın. Sitede fotoğrafınız yayınlanacak diye kimse size para vermeyecek !<br /><br />Durumunuza göre ulaşım aracınızı ve güzergâhınızı seçin !<br /><br /><span style="font-weight: bold;">6. Güvenilir Arkadaş(lar) :</span><br /><br />En az tripod kadar önemli bir maddedir !<br /><br />Yaşadığınız çevre, insanların sadece "eceliyle" veya "hastalıktan" öldüğü, sakin bir balıkçı kasabası olabilir.<br />Ama şehirdeyseniz (ki illâ büyükşehir olması gerekmiyor) akşam 22:00'den sonra yalnız, üstelik "teçhizatla" dolaşmanız sağlık için zararlı.<br />Çünkü şehirlerde, aramızda (ne yazık ki) kaybedecek bişeyleri olmayan insanlar da yaşıyor. Elbette hepsine "potansiyel suçlu" gözüyle bakmamak gerekiyor ama hangisinin iyi olduğunu da bakınca anlayamıyoruz.<br /><br />Makinenin LCD ekranına konstanre olmuşken birinin gelip size sataştığını geç farkedebilirsiniz...veya<br />Enteresan insan(lar) çevrenizdeyken, fotoğraf makinenize ve yaptığınız işe konsantre olamayabilirsiniz.<br />Bakın ikisi de aynı şey !<br />Sonuçta diğer dört malzeme olduğu halde sırf tedirginlikten "izlenesi ve zevk alınası" kareler çekemeyebilirsiniz.<br /><br />Yanınızda en azından 1 (bir) kişi daha olsun. Mümkünse erkek tabii !<br /><br />Güvenilir dememdeki amacı da anladınız herhalde : olası bir durumda sizi satıp kaçmayacak hehehe....<br />Kaynak:/<a href="http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=414413">wowturkey.com</a>Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-19880437726944746572007-11-05T13:41:00.000-08:002007-11-05T13:46:21.241-08:00İşte Herşeyi Anlatan Fotoğraf<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp3.blogger.com/_kByldrSWYjM/Ry-OtVMBLrI/AAAAAAAAAJE/T5Aa4mnnSfM/s1600-h/rehin-askerler-kurtar%C4%B1l%C4%B1yor.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp3.blogger.com/_kByldrSWYjM/Ry-OtVMBLrI/AAAAAAAAAJE/T5Aa4mnnSfM/s400/rehin-askerler-kurtar%C4%B1l%C4%B1yor.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5129475410031095474" border="0" /></a><br /><br /><br /><a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7628560.asp?gid=180&sz=48715"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/52e631511/f_cekirge_yaziyor.jpg" alt="" border="0" /></a>Bazen en kritik şey gözden kaçan bir ayrıntıda gizlidir.<br /><br />Her şeyi o ayrıntı anlatır…<br /><br />Bir iz, bir renk ya da bir fotoğraf karesi bütün soruların cevabını verir.<br /><br />Gerçeği herkes bilir, söyler konuşur ama belgesi olmadığı için ortada kalır.<br /><br />İşte o ayrıntı, gerçeği belgeler..<br /><br />İşte yine böyle bir olayla karşı karşıyayız.<br /><br />PKK 8 askerimizi teslim ederken her anı fotoğraflamış.<br /><br />Dikkatle o fotoğrafları analiz ettik. Bir daha bir daha inceledik. Fotoğrafların analizini manşette okuyorsunuz.<br /><br />Ancak bir fotoğraf var ki çok müthiş bir ayrıntı veriyor.<br /><br />Fotoğrafı çeken teröristler bunun ne anlama gelebileceğini bilmedikleri için yayınlamışlar.<br /><br />Bu fotoğrafta Kuzey Irak İstihbarat Şefi Kerim Sincari teröristlerin elini sıkıyor. Neredeyse kutluyor.<br /><br />Belli ki bu her zaman yapılan bir şey…<br /><br />/_newsimages/4394260.jpgOysa Talabani ve Barzani sürekli olarak şu açıklamayı yapıyorlar:<br /><br />“PKK’yı istemiyoruz. Onları yakalasak hemen göndereceğiz. Ancak bulamıyoruz. Dağlardalar.”<br /><br />İşte bu fotoğraf PKK’lı teröristleri bulması gereken İstihbarat Şefi’nin teröristlerle olan yakın ilişkisini belgeliyor…<br /><br />Yani yüzümüze bakılarak yıllardır söylenen yalanı belgeliyor…<br /><br />İhaneti belgeliyor.<br /><br />Bu yüzden bu fotoğrafı ibret belgesi olarak yayınlıyoruz… <br /><br />Askerlerimizin teslim edilmesi tarzına gelince…<br /><br />Terörist Öcalan’ın posteri önünde yapılan bu propaganda faaliyetini ve ona alet olanları kınıyoruz.<br /><br />Keşke askerlerimiz bu duruma düşmeseydi…<br /><a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7628560.asp?gid=180&sz=48715">Fatih ÇEKİRGE YAZIYOR</a>Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-51909530239606283972007-11-05T13:33:00.000-08:002007-11-05T13:38:45.240-08:00İşte Bakanı çıldırtan fotoğraf<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/6944d1512/rehin-asker-el-sk%C4%B1yor.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/6944d1512/rehin-asker-el-sk%C4%B1yor.jpg" alt="" border="0" /></a>Askerlerimizin teröristler tarafından Irak İçişleri Bakanı ve istihbarat şefine teslim edilişiyle ilgili görüntüler Türkiye'yi ayağa kaldırdı.<br /><br />Özellikle, DTP'li milletvekillerin bebek katili Apo posterinin önünde durması ve askerlerimizin o posterin karşısına dizilmesi öfkeye neden oldu.<br /><br />Bütün bunlara Irak istihbarat şefinin sözde tören mangası gibi dizilen teröristlerin elini sıkması eklenince tepkiler daha da büyüdü.<br /><br />Terör örgütü PKK propaganda için orada çekilen fotoğrafları bütün dünyaya yayıyor.<br /><br />Bu fotoğraflar ortaya çıkınca önce Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, ardından Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin sert tepki gösterdiler.<br /><br />Ankara'dan gelen bilgilere göre, Bakan Şahin'e "Bu şekilde kurtulduklarına sevinemedim. Türk Silahlı Kuvvetleri Mensuplarının bu duruma düşmesi kabul edilemez." dedirten şeyin bu fotoğraf olduğu belirtiliyor.<br /><br />"Bakanı çıldırtan" fotoğrafta askerlerimizin karşısına özellikle terörist kızlar dizilmiş ve bu vedalaşma görüntüsü bir tuzak olarak hazırlanmış.<br /><br />Aslında bu fotoğrafları yayınlamak istemiyorduk. Ancak, artık bu çağda internet ortamında bütün dünyaya yayılan bu fotoğraflara kayıtsız kalmak mümkün değil.<br /><br />İçimiz kan ağlayarak bakanı çıldırtan bu fotoğrafı yayınlıyoruz.<br /><br />Askerlerimiz orada çok değişik psikolojiler ve baskılar altında olabilir. Ancak tuzak belli.<br /><br /><span style="font-weight: bold;">Hedef açık: </span><br /><br />Türk askerini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Türk milletini küçük düşürmek ve aciz göstermek.<br /><br />Tarih Türk milletine yapılmış bu tür tuzaklar, oyunlar ve ihanetlerle doludur.<br /><br />AMA HİÇ BİR ZAMAN UNUTULMASIN Kİ ŞANLI BAYRAĞIMIZ BU MİLLETİN KAHRAMAN EVLATLARININ VATAN İÇİN VERDİĞİ SON NEFESLERLE DALGALANMAKTADIR.<br />Haber Kaynak: <a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7629194.asp?gid=180&sz=48715">Hürriyet</a>Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-21832450566818628662007-11-03T07:12:00.000-07:002007-11-03T07:15:39.484-07:00Portre ışıklandırması<p><span style="color: rgb(153, 153, 153);font-size:180%;" > Portre ışıklandırması</span></p> <table border="0" cellpadding="2" cellspacing="2" width="100%"> <tbody><tr> <td valign="top" width="98%">Işık, fotoğrafını çektiğiniz insanın görüntüsünü büyük oranda değiştirir. Yalnızca ışığı değiştirerek, coşkulu bir insanı, canı sıkkın bir insana dönüştürebilirsiniz.</td> <td valign="top" width="2%"><img src="http://wwwtr.kodak.com/TR/images/tr/corp/tgp/mnpr/p4-1.jpg" alt="Fotoğraf konuları" height="134" width="200" /></td> </tr> </tbody></table> <br /> <table border="0" cellpadding="2" cellspacing="2" width="100%"> <tbody><tr> <td valign="top" width="30%"><img src="http://wwwtr.kodak.com/TR/images/tr/corp/tgp/mnpr/p4-2.jpg" alt="Fotoğraf konuları" height="415" width="200" /></td> <td valign="top" width="70%"><b>Işığın sertliği</b><br /> Parlak gün ışığı serttir ve<br /> <table border="0" cellpadding="2" cellspacing="2" width="100%"> <tbody><tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> Yüzü gizleyen koyu ve keskin hatlı gölgeler oluşturur.</td> </tr> <tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> Kırışıklıkları ve lekeleri ön plana çıkarır.</td> </tr> <tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> İstenmeyen göz kısmalarına (kısılmasına) yol açar.</td> </tr> </tbody></table> <br /> Kapalı bir gökyüzünden ya da kuzeye bakan bir pencerelerden (ya da güneş ışığını doğrudan almayan herhangi bir pencereden) sızan ışık yumuşaktır ve<br /> <table border="0" cellpadding="2" cellspacing="2" width="100%"> <tbody><tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> Yüzü gizlemeyen, yumuşak gölgeler yaratır.</td> </tr> <tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> Kırışıklıkları ve lekeleri en aza indirir.</td> </tr> <tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> Gizli cilt tonları ve renklerini ortaya çıkarır.</td> </tr> <tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> Fotoğrafını çektiğiniz insanın, gözlerini daha iyi açmasına olanak tanır.</td> </tr> </tbody></table> </td> </tr> </tbody></table> <br /> <table border="0" cellpadding="2" cellspacing="2" width="100%"> <tbody><tr> <td valign="top" width="98%"><b>Işığın yönü</b><br /> Güneş ışığı, özellikle doğrudan gelen güneş ışığı, insanların görünümünü değiştirir. En doğru yön hangisidir? Bu, yaratmaya çalıştığınız etkiye bağlıdır. </td> <td valign="top" width="2%"><img src="http://wwwtr.kodak.com/TR/images/tr/corp/tgp/mnpr/p4-3.jpg" alt="Fotoğraf konuları" height="297" width="200" /></td> </tr> </tbody></table> <table border="0" cellpadding="2" cellspacing="2" width="100%"> <tbody><tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> Cephe ışığı: Bir insanın doğrudan yüzüne yansıyan güçlü ışık, yüz hatlarını düzleştirip gözlerin kısılmasına neden olur. </td> </tr> <tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> Tepe ışığı: Gün ortasında, güneş, tam yukarıdadır ve yüze istenmeyen gölgeler düşürür. Yüze düşen sert gölgeleri yumuşatmak için, makinenin flaşını kullanın. </td> </tr> <tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> Yan ışık: Günün ilk ve son ışıklarında fotoğrafını çektiğiniz insanın konumunu, güneş yalnızca bir taraftan gelecek şekilde ayarlayın. Yüzün bir kısmını iyi aydınlatıp diğer kısmı gölgede bırakarak çekici bir etki yaratırsınız. Gölgelerin etkisini yumuşatmak için, dolgu flaşını kullanın. </td> </tr> <tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> Ters ışık: Modeli güneşin aksi yönüne bakacak şekilde yerleştirirseniz oluşur. Bu, fotoğraflanacak kişinin yüzünü gölgede bırakır; göz kısma riskini ortadan kaldırır ve çoğunlukla saçlarda çekici bir parlaklık yaratır. Fotoğrafını çektiğiniz kişinin yüzünü aydınlatmak için, dolgu flaşını kullanın. </td> </tr> </tbody></table> <br /> <table border="0" cellpadding="2" cellspacing="2" width="100%"> <tbody><tr> <td valign="top" width="35%"><img src="http://wwwtr.kodak.com/TR/images/tr/corp/tgp/mnpr/p4-4.jpg" alt="Fotoğraf konuları" height="312" width="200" /></td> <td valign="top" width="65%"><b>İç mekan ışıklandırması</b><br /> İç mekanlarda ışık, çoğunlukla az olduğundan, fotoğraf çekmek zordur. Doğal ışık, çoğu suni ışıktan çok daha parlak olduğundan, kapalı mekanlarda insan fotoğrafı çekerken, kuzeye bakan bir pencereden (ya da güneş ışığını doğrudan almayan herhangi bir pencereden) ışığı almak, fotoğraflarınızda genellikle en iyi sonucu verir. </td> </tr> </tbody></table> <br /> Pencere ışığı: Yumuşak ve doğrudan gelmeyen pencere ışığı, insan fotoğrafları çekmek için uygundur. Yüzün pencereye dönük olmayan kısmı çok karanlık ise çektiğiniz kişinin yerini ya da kendi konumunuzu değiştirerek yüzün daha fazla kısmının ışık almasını sağlayın. Loş pencere ışığı, obtüratörün daha düşük hızla kapanmasına yol açacağından, fotoğraf makinenizi oynatmamaya daha fazla dikkat edin ya da üçayak kullanın.<br /> <br /> Yapay ışıklar: Masa ve tavan lambaları, insan fotoğrafı için genellikle uygun ışık yaratmaz. Bunları kullanmaktan kaçının. Flaş ya da pencere ışığını tercih edin. Kullanmak zorundaysanız da makinenizi oynatmamaya daha fazla dikkat edin ya da üçayak kullanın.<br /> <br /> Flaş: Kendinden flaşlı bir makine, kapalı mekanda insan fotoğrafı çekmek çok iyi sonuç verir; ancak, portreye uygun değildir. Portre çekimi için, pencere ışığı kullanın. İnsanların kapalı mekanda fotoğraflarını çekerken, aşağıdaki ipuçlarına dikkat edin:<br /> <br /> <table border="0" cellpadding="2" cellspacing="2" width="100%"><tbody><tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> Çektiğiniz insanı, makinenizin flaş etki mesafesi içinde tutun (Makinenizin kullanım kılavuzuna bakın). Bir grubun fotoğrafını çekerken, gruptaki herkesin flaştan aynı uzaklıkta olmasına dikkat edin. </td> </tr> <tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> Kırmızı gözü engellemek için, odanın tüm ışıklarını yakın. Kırmızı göz, flaş, gözün arka kısmına vurup makinenin lensine geri yansıdığında oluşur. Ekstra parlaklık, çektiğiniz kişinin gözbebeklerinin küçülmesine ve daha az ışık almasına yardımcı olur.</td> </tr> <tr valign="top"> <td align="right" width="7%">•</td> <td align="left" width="93%"> Ayna, pencere ya da gözlük gibi, flaşı yansıtabilecek parlak nesnelere dikkat edin. İstenmeyen flaş yansımalarından kaçınmak için, parlak yüzeylere belirli bir açıyla bakacak şekilde pozisyon alın. Gözlüklü insanları çekerken, başlarını hafifçe yana çevirmelerini ya da arkaya yatırmalarını isteyin.</td></tr></tbody></table><br /><br /><a href="http://wwwtr.kodak.com/TR/tr/corp/p4.shtml">Kaynak</a>:Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-66406099729565202532007-10-27T06:36:00.000-07:002007-10-27T06:38:46.616-07:00Çocuk Tutuk Evinde Fotoğraf Çalışması<p align="left"><a href="http://www.fotografya.gen.tr/issue-12/elmadag/elmadag.html"><b><span style="font-size:100%;color:#000066;">ÇOCUKLARLA BİR DENEYİM;<br /> ELMADAĞ ÇOCUK TUTUKEVİ’NDE FOTOĞRAF ÇALIŞMASI</span></b><br /></a> </p><hr align="left" noshade="noshade" size="1" width="50%"> <p>Yaşamınızın en deli çağlarını, yani ilk gençliğinizi dört duvar arasında geçirmek zorunda kaldınız mı? Şu ya da bu nedenle özgürlüğünüz elinizden alındı mı?</p> <p>Bunu yaşayan ve yaklaşık 70 çocuğun kaldığı Elmadağ Çocuk Tutukevi’ nde Adalet Bakanlığı Çocuk Şubesi ve Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı Ankara Şubesi ile birlikte bir çalışmaya giriştik. Bu bir deneyimdi benim için. Kimi zaman hüzünlü, kimi zaman eğlenceli bir deneyim.</p> <table align="left" border="0" width="28%"> <tbody><tr> <td><img src="http://www.fotografya.gen.tr/issue-12/elmadag/ElmadagData/image002_tn.jpg" align="left" border="1" height="260" hspace="12" width="168" /></td> </tr> </tbody></table> <p>İlk olarak 2000 yılı Temmuz ayında gittim Elmadağ Çocuk Tutukevi’ ne. Bir dia gösterisi yapmam istenmişti. Tutukevi içindeki kütüphane salonunda, çocuklara Almanya’ da çektiğim diaları gösterdim. Yedi ayrı yatakhaneden sırayla geldiler. İzlediler ve çıktılar. Kiminden hiç tepki alamadım. Kimi ise kalmaya ve konuşmaya meraklı idi. Fotoğraflar hakkında sorular soruyorlardı. Fotoğrafçılık hakkında, fotoğraf makinem hakkında. Sabırla yanıtladım hepsini. Ve en son gelen grubun arasında birkaç yıldır dışarıda fotoğraflarını çektiğim bir çocuğa rastladım. Ayak üstü hemen hikayesini anlattı bana. Neler yaptığını sordum. “ Hiçbir şey ” dedi. Bir şey yapmak istemiyordu. Ebru kursunun sertifika töreni vardı o gün, ona da katılmamıştı. Resim kursu da ilgisini çekmiyordu. Peki ya fotoğraf? Ben geleceksem “ olur” dedi. Dışarıdayken, çektiğim fotoğraflarından vermiştim ona birer tane. Hatta dostları ile birlikte bana poz bile vermişlerdi. Çocuk Tutukevi’ nde fotoğraf kursu düzenlemek fikri böyle bir konuşmanın ardından gelişti. Dışarıda, çok istememe rağmen bir şey yapamamıştım onun için. Sığınma evine aldıracaktım ama bir türlü bürokrasiyi aşamamıştım. Ve sonra yazışmalar yapıldı. İzinler alınmaya başlandı. Bu arada Elmadağ Çocuk Tutukevi tadilata alındı. Açıldığında ve biz kurslara başladığımızda benim çocuk yoktu aralarında. Sordum, başka yere gitmek istemiş, göndermişler.</p> <table align="right" border="0" width="29%"> <tbody><tr> <td><img src="http://www.fotografya.gen.tr/issue-12/elmadag/ElmadagData/image004_tn.jpg" align="left" border="1" height="294" hspace="12" width="190" /></td> </tr> </tbody></table> <p>Mart 2001’ de, arkamıza büyük bir medya ordusunu alarak ilk dersimizi yaptık. Çocuklar şoktaydı. Böyle bir ilginin neden olduğu şeyi anlamaya çalışıyorlardı. Susup kaldılar hep birlikte. İlk dersimiz fotoğrafın tarihi idi. Mister Talbot ve Mösyö Daguerre onlar için telaffuzu zor iki isimdi. Ama herkes Kodak’ ı biliyordu. İşe nasıl başladığını anlattım. Şaşırdılar. Sonra diğerlerini anlattım. Agfa, Fuji, Orwo v.s Sonra da makineler. Ben anlatıyordum, onlar kollarını kavuşturmuş dinliyordu. Sonradan öğrendim ki, en iyisi ilkokul mezunu olan çocuklarmış bunlar. Doğru dürüst yazamıyorlar ve çabuk sıkılıyorlardı.</p> <table align="left" border="0" width="28%"> <tbody><tr> <td><img src="http://www.fotografya.gen.tr/issue-12/elmadag/ElmadagData/image006_tn.jpg" align="left" border="1" height="294" hspace="12" width="191" /></td> </tr> </tbody></table> <p>İkinci hafta bir şok yaşadım. Üç çocuk tahliye olup gitmiş, yerlerine beş çocuk daha gelmişti. Yeniden başa döndüm. Ama bu rutin hiç bozulmayacaktı. Bunu bir, iki hafta sonra anladım. Beş gidiyor, dört geliyor, altı gidiyor, dokuz geliyordu.</p> <p>Sonuçta bu düzene (ya da ders ortamındaki düzensizliğe) uygun bir sistem geliştirmek fikri ortaya çıktı. Mümkün olduğu kadar çok görsel malzeme kullanmaya çalıştım. Ama bunlar da beni istediğim yere götürmüyordu. Mecburen bir süre teorik eğitimi sürdürdüm. Çünkü istenilen çalışmayı yapacak malzememiz yoktu. Çok sıkı bir kampanya ile fotoğraf makineleri ve ekipmanları toplamaya başladık. İstanbul’ da, o aralar kuruluş aşamasında olan Fotoğraf Vakfı’ ndan 12 tane fotoğraf makinesi geldi. Sonra peş peşe agrandisörler ve gerekli parçalar. Kullanılmayan tüm fotoğraf makinelerini toplamaya başladık. </p> <table align="right" border="0" width="47%"> <tbody><tr> <td><img src="http://www.fotografya.gen.tr/issue-12/elmadag/ElmadagData/image008_tn.jpg" align="left" height="223" hspace="12" width="340" /></td> </tr> </tbody></table> <p>Yeni düzenlemeye göre, sürekli değişen çocukları gözönünde bulundurarak ilk hafta fotoğraf makinesinin tanıtılması ve kullanımı, ikinci hafta kompozisyon (görüntü düzenleme ) bilgisi, üçüncü hafta orada çekilen filmlerin yıkanması ve son haftada da baskı çalışması yapılmasına karar verdik. </p> <p>Bütün çocuklara fotoğraf makinesi temin etmek zor olduğu için bir süre daha teorik derslerle çalışmayı sürdürdük.</p> <p>12-15 yaş grubundaki çocukların eğitime daha istekli ve daha açık olduklarını gözlemledik. 16-17 yaş grubundaki çocuklar ise daha asi davranışlar sergiliyorlardı. Bu biraz da üstünlüğü ele geçirmek ve baskın güç olduklarını ispatlama çabasından kaynaklanıyordu. Dikkatlerini fotoğrafik konulara yöneltmek için eğlenceli bir anlatım yöntemi uygulayıp, bir takım sorularla dikkatlerini çekmeye çalışıyordum. Örneğin, magazin fotoğrafçılığı hakkında konuşup, bir mankenin fotoğrafını çekmek isteyip istemediklerini soruyordum. “ Nasıl çekerdin, niye o açıyı kullanırdın? ” gibi bir takım sorular genel olarak ilgilerini çekiyordu. Yanımda götürdüğüm fotoğraflar hakkında konuşmalarını ve hatta bazen yazmalarını istiyordum. Aktif katılım sağlandığında dikkatleri fotoğraf konusuna çekmek daha kolay oluyordu.</p> <table align="left" border="0" width="49%"> <tbody><tr> <td><img src="http://www.fotografya.gen.tr/issue-12/elmadag/ElmadagData/image010_tn.jpg" align="left" border="1" height="235" hspace="12" width="350" /></td> </tr> </tbody></table> <p>Kimi zaman çocuklar “ Ben bu konuyla ilgilenmiyorum ama sen benimle ilgilen” der gibi argo konuşarak dikkat çekmeye çalışıyorlardı. Dikkati çekmek, konuyu dağıtmak ve kendi istediklerini yaptırmak için uğraşmalarına rağmen, en hırçın öğrenci bile bir süre sonra, anlatılan şeylerin en azından “yeni” ve “ilginç” olduğunu düşünüyordu. Bu sıkıcı konuyu ilginç hale getirmek için kimi zaman fotoğraf fıkraları uydurup onların dikkatlerini çekmeye çalışıyordum.</p> <table align="right" border="0" width="32%"> <tbody><tr> <td><img src="http://www.fotografya.gen.tr/issue-12/elmadag/ElmadagData/image011_tn.jpg" align="left" border="1" height="384" hspace="12" width="193" /></td> </tr> </tbody></table> <p>Fotoğraf makineleri ve uzun süren bir bağış kampanyasının ardından temin edilen filmlerle birlikte çocuklar daha istekli oldular. Makinelere pil ve film taktıktan sonra dağıtımını yaptık ve ilk çekim konuları biz olduk. Sonra objektifi birbirlerine yönelttiler. Özellikle istediğimiz şey, yalnızca yaşam alanlarını görüntülemeleriydi. Birbirlerini çekmek istediklerinde ise yüzlerini saklamaları gerektiğini söyledik. Fotoğrafta yüzü görünen bir arkadaşları olursa onu yalnızca anı fotoğrafı olarak basacaktık. Diğer fotoğrafların ise sergiye girme şansları vardı. Çünkü bu çalışmanın sonucunda bir sergi açmayı düşünüyorduk.</p> <p>Filmlerin siyah-beyaz olması biraz canlarını sıktı. Ama sonuçta “ fotoğraf, fotoğraftır ” diyerek üstelemediler. Makinelerin dağıtımından bir saat sonra çocuklardan biri gelip “ Ben bitirdim ” dedi. Hatta iki çocuk, birbirlerini çektiklerini ve çok eğlendiklerini söyledi. Biri beyaz çarşafa sarınıp kefen giymiş gibi yere uzanarak poz vermişti. Bir diğeri yapmış olduğu resimlerin fotoğrafını çekerken bir başkası, arkadaşından kolundaki dövme ve yaraların fotoğrafını çekmesini istiyordu.</p> <p> </p> <table border="0" width="58%"> <tbody><tr> <td><img src="http://www.fotografya.gen.tr/issue-12/elmadag/ElmadagData/image013_tn.jpg" align="left" border="1" height="167" hspace="12" width="389" /></td> </tr> </tbody></table> <p>Çocuklarla dostluk kurma aşamasında yaptığımız çalışmalardan biri de, onlarla spor yapmaktı. Tutukevi’ nde kullanılmadığı için köşeye atılıp kalan bir pinpon masası vardı. İki raket ve birkaç top alıp, işler hale getirdim. İlk yaptığım maçlarda hepsine yenildim. Hatta en kötü oynayana bile. Yenilmek, hiç bu kadar zevkli olmamıştı. Sonraki aşamalarda voleybol maçları da yapmaya başladım. Orada da yenilmek için zayıf takımlara katılıyor ve yenilmeye özen gösteriyordum. Yine de tüm maçlar kıyasıya geçiyordu. </p> <p>Filmlerin yıkanma aşamasında,tüm çocuklara yetecek kadar karanlık oda malzememiz olmadığını üzülerek farkettik. Her çocuk için bir spiral ve her iki spiral için de bir yıkama tankı gerekiyordu. Temin edebilir miyiz diye çok uğraşmama rağmen olmayınca filmlerin büyük bir kısmını ben dışarıda yıkadım. Elmadağ’daki çalışmamızda ise her koğuştan bir ya da iki çocuk filmlerini kendileri yıkadılar.</p> <table align="right" border="0" width="45%"> <tbody><tr> <td><img src="http://www.fotografya.gen.tr/issue-12/elmadag/ElmadagData/image015_tn.jpg" align="left" border="1" height="196" hspace="12" width="293" /></td> </tr> </tbody></table> <p>Nihayet baskı aşamasına gelindiğinde, çocuklara ilk yaptırdığım şey fotogram gibi film kullanılmayan özel bir baskı tekniği oldu. Ellerine geçen herşeyi fotoğraf kartının üzerine yerleştirerek izlerini elde etmeyi denediler. Tesbih, çakmak, sigara, el ve hatta abartarak yüzlerini kendilerine malzeme yaptılar. Sonuçlar ve çalışma oldukça keyifliydi. Kırmızı ışığın altında çalışmak onları mutlu ediyordu. Her aşamada çalışmaya katılmak isteyen çocuklar vardı. Sonuçlar ortaya çıkınca daha da artan bir istekle sarılıyorlardı yaptıkları işe. Çünkü işin sıkıcı yanı sona ermiş, uygulama aşamasına gelmiştik.</p> <table align="left" border="0" width="41%"> <tbody><tr> <td><img src="http://www.fotografya.gen.tr/issue-12/elmadag/ElmadagData/image017_tn.jpg" align="left" height="190" hspace="12" width="263" /></td> </tr> </tbody></table> <p>Normal baskıya geçildiğinde ise, ben onlardan daha çok heyecanlıydım. Çok güzel fotoğraflar çıkmıştı ortaya. Oluşturmayı düşündüğümüz fotoğraf sergisi için gereken baskıları kendilerinin yapmasını istiyordum. Ama bağış olarak gelen kartlar bayat çıkınca tüm hayallerim suya düştü. Çıkan sonuçlar hep çamur gibiydi. Ve bu karttan kaynaklanıyordu. Siyahı ve beyazı görme şansımız olmadı. Ama geliştiricide ortaya görüntü eşliğinde birbirleriyle yarışa girmeleri, en güzel fotoğrafın kimin olduğu konusunda hararetle tartışmaları görülmeye değerdi. Yapacak bir şey yoktu. Bu fotoğrafları sergide kullanma şansımız olmadığından her fotoğrafı sahibine verdik. </p> <p>Yaz sezonu gelip de çalışmayı bitirmemiz gerektiğinde bile bir türlü vazgeçmedik bu işten.sık sık gidip geldik. Ve şimdi, bu fotoğrafları sergiye hazırlıyor ve bu senenin programını yapmaya çalışıyoruz. </p> <table align="left" border="0" width="40%"> <tbody><tr> <td><img src="http://www.fotografya.gen.tr/issue-12/elmadag/ElmadagData/image019_tn.jpg" align="left" border="1" height="172" hspace="12" width="261" /></td> </tr> </tbody></table> <p>Tabii ki çocuklar değişti.. Eskiler gitti ve yerlerine yenileri geldi. Çocuk Tutukevi’nin tamamen boşalmasını beklemek bizim için bir ütopya belki. Ve belki sorunu dışarda, bu çocuklar içeri girmeden çözmemiz gerektiğini biliyoruz. Yapacağımız çalışmada artık hangi zorluklarla karşılacağımız, bunları nasıl aşacağımızı daha iyi biliyoruz. Bir de, insanlar daha duyarlı ve daha yardımsever olsalar.. Bu çalışma medyada yankı bulmayacak belki. Yardımseverleri reklam da etmeyeceğiz.. Ama çocuklar için bir film, çocuklar için bir yıkama tankı, bir küvet, bir paket fotoğraf kağıdı ve banyolarını alsalar..</p> <p>Şu çocukları toplum olarak bir kenara itmekten vazgeçsek.. Onlara, yanlarında olmasına alışık olmadıkları anneleri, babaları, abileri, ablaları, amcaları, dayıları, halaları, yengeleri gibi sahip çıksak..</p> <p>Ey insanlar.. Birbirimizi bir sevebilsek..</p> <p align="right"> Cengiz Oğuz Gümrükçü</p> <p align="right"> Ankara, Aralık 2001</p> <p> AFSAD (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) 2001 Mart ayından bu yana Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı ve Adalet Bakanlığı ile ortak bir çalışmaya girerek Elmadağ Çocuk Tutukevi'nde bir pilot çalışma başlattı.</p> <p> Burada bulunan çocuklarla bir fotoğraf çalışması yapmaya başladık. Dersleri ben veriyorum. Uzun bir sürecin ardından çocuklarla iletişim kurmayı başardık. Geride bıraktığımız yaklaşık dokuz aylık süreçte otuzun üzerinde çocukla teorik çalışma yaptık. Bunların yirmisinden fazlası tahliye oldu. Çalışmayı teorik aşamadan kurtarıp pratik çalışmayı da başardık. 2002 yılında bir de fotoğraf sergisi açmayı planlıyoruz. Ancak, yeni dönemde kullanabileceğimiz film, kart ve geliştirme banyoları ihtiyacımızı bir türlü gideremedik. Kullanmadığınız kompakt makineleri, elinizde duran fotoğraf malzemelerini (flaş, filitre, film, banyo, kart, tripod, tank, spiral vs.) bana, vakfa ya da Afsad’a ulaştırırsanız, çalışmamıza destek vermiş olursunuz. </p> <p> Hepsinden daha önemlisi ve acil olanı ise yeni başlayan eğitim döneminde yine bu çocukların ihtiyacı olan defter, kalem, silgi, mektup kağıdı ve ajanda gibi kırtasiye malzemelerini de temin etmeye çalışıyoruz. Bu çocukların okuyabileceği türden öykü ve romanlarınızı vererek bu çocukları yeniden topluma kazandırmak için büyük bir adım atmış olursunuz. Daha dostça yarınlar için çekmece, dolap ve kütüphanelerinizi lütfen karıştırın.</p> <p align="left"> Elmadağ’daki çocuklar adına sevgi ve dostlukla</p> <p align="left"> Cengiz Gümrükcü <br /></p><br /><p align="left"><br /></p><p align="left"><a href="http://www.fotografya.gen.tr/issue-12/elmadag/elmadag.html">fotografya.gen.tr 'den kopyalanmıştır.</a><br /></p>Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-86567765372383258662007-10-24T06:24:00.000-07:002007-10-24T07:58:49.840-07:00Gölge fotoğrafları / Fotoğraf / Milliyet Blog<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://blog.milliyet.com.tr/Images/Blog/190/21/21971.jpg"><img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://blog.milliyet.com.tr/Images/Blog/190/21/21971.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><a href="http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=21971">Gölge fotoğrafları / Fotoğraf / Milliyet Blog</a>:<br />18.01.2007 - 23:14<br /><br />Fotoğraf makinesi hep elimde olduğu için benim hiç fotoğrafım olmadığını sanırlar. Oysa fotoğraf arşivimde binlerce fotoğrafım vardır, gölgemin fotoğrafları... Fotoğraf çektiğim yerlerde gölgemi görmüşsem mutlaka birkaç kare fotoğrafını çekerim. Bu dijital dönemde edindiğim bir alışkanlık değildir, film kullandığım zamanlarda da filme kıyıp gölge fotoğrafları çekerdim.<br /><br />Yalnızca kendi gölgem değildir fotoğraflarımdaki, başkaları da vardır. Gölgelerin fotoğraflarını çekmek için izin almak da gerekmez. O gölgeler arasından kendimi ve bildiklerimi tanırım. Gölgeler sahibinin fotoğrafı değildir ama sahibinin izlerini taşır. Benim gölgem benim kadar kilolu görünmez ama benim gibi durur. Gölgelerimde fotoğraf makinasının izleri vardır, kendisi görünür, görünmezse de kollarım onun ellerimde olduğunu ele verir.<br /><br />Her saatin gölgesi farklıdır. sabah erken veya akşama doğru gölgeler uzun boylu olur. O gölgelerde son zamanlarda kendini pek belli eden göbeğim de görünmez. Öğle vakti de gölge fotoğrafı çekilir, gölgeyi düşürecek bir yer buulunmuşsa.<br /><br />Fotoğraflardaki kimi gölgeler istenmeden çekilmiştir ve o gölgeleri hiç sevmem. Güzelim fotoğrafları bozmuştur. Benim sevdiklerim istediğim yerde oluşmuş, isteyerek çektiğim gölgelerdir. Limandaki beton blokların üzerindekiler, suyun üzerinde yansıyanlar, karlı günde parlayan güneşin kar üzerine düşürdüğü gölgeler, kumların, çakılların, yosunların üzerindeki gölgeler başka başka görünür. Çatıların üzerinde, evlerin duvarındaki gölgeler oralarla bütünleşir.<br /><br />Siz de kendinizin ve sevdiklerinizin gölgelerinin fotoğraflarını çekin, onları çok seveceksiniz.Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-60267129054353464512007-10-20T08:30:00.000-07:002007-10-20T09:06:15.232-07:00Hareketli Fotoğraflar<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/d36881005/mevlevi.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/d36881005/mevlevi.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><br />Fotoğrafın en basit, eğlenceli özelliklerinden biri zamanı durdurması ve belli bir anı yakalamasıdır. Enstantane ayarını değiştirerek çok güzel etkiler yaratabilirsiniz. Fotoğraf belli bir anı yakalar fakat fotoğraf çekerken kullandığınız teknik objenin hareketli olduğunu gösterebilir. Örneğin, enstantane süresi biraz uzatılırsa, halı dokuyan bir işçinin elleri net görülmeyecek ve fotoğrafa bakanlar ellerinin hareketli olduğunu düşünecektir.<br /><br />Fotoğrafa yeni başlayanlar, hareketli bir konu ile karşılaştıklarında akıllarına ilk gelen şey yüksek enstantane kullanarak bu hareketi dondurmaya çalışmaktır. Hatta yalnızca yeni başlayanlar değil, pek çok ileri düzeydeki fotoğrafçı da hareketli konularla karşılaştıklarında aynı davranışı sergiler. Gerçekten de, hareketli konuların görüntülenmesinde en sık başvurulan yöntem, hareketi dondurmaktır. Bu yaklaşımın sıklıkla denenmesini anlamak zor değildir. İnsan gözünün algılayamayacağı kadar kısa süreli bir anı ölümsüzleştirmeye çalışmak, gerçekten heyecan vericidir. Oysa, ortaya çıkan fotoğraflar dikkatle incelendiğinde, bu fotoğrafların önemli bir bölümünde hareketi dondurmuş olmanın anlatıma özel bir katkısının olmadığı görülür. Hızla giden bir otomobili yüksek enstantane kullanarak dondurmaya çalışmak belki fotoğrafçı için ciddi bir çabadır, ama ortaya çıkan görüntünün etkisi yok denecek kadar azdır. Çünkü otomobil sanki duruyor gibidir. Duran bir otomobil ise daha kolay bir biçimde zaten çekilebilmektedir. O zaman fotoğrafçının çabası boşa mı gitmektedir?<br />Evet, böyle bir konuyu yüksek enstantane ile çeken fotoğrafçının çabası boşa gitmektedir. Tabii ki yüksek enstantane kullanılarak çekilmesi gereken yığınla konu vardır ve bu şekilde çekilen çok başarılı fotoğraflar da bulunmaktadır. Ama ilerlemekte olan bir otomobili, bir bisikleti ya da bir at arabasını bu şekilde görüntülemenin hiç bir özel anlamı yoktur. Üstüne üstlük, arka plandaki bir sürü ıvır zıvır gereksiz ayrıntı da belirginleşerek konunun etkisini azaltır. Bu tür konuları görüntülerken özel bir anlatım tekniğinden yararlanmak, “panning” olarak bilinen “kaydırma tekniği”ni uygulamak çok daha doğru olur. Hangi fotoğrafın yüksek enstantane ile, hangisinin düşük enstantane ile çekilmesi gerektiğine karar vermek gerekir. Bunun için hareketi iyice gözlemlemeniz gerekir. Havadaki konuları dondurmak, yerdeki konuları ise kaydırma tekniği ile çekmek uygundur.<br /><br />Kaydırma tekniği dediğimiz anlatım yöntemi, bakış yönümüze dik olarak gerçekleşen hareketlerin görüntülenmesinde kullanılan etkili bir yöntemdir. Bakış yönümüze dik derken, önümüzden geçip giden (soldan sağa, sağdan sola, yukarıdan aşağıya ya da aşağıdan yukarıya) hareketli bir konuyu kastediyorum. Koşan bir atlet, hareket halinde bir otomobil, bisiklet ya da at arabası, hatta pencereden düşen bir saksı, kaydırma tekniğinin konusu olabilir. Yeter ki bütün bunlar üzerinize doğru geliyor olmasın; önünüzden geçip gitsinler. Onlar önünüzden geçerken, siz de boş durmayın ve fotoğraf makinenizle konuyu izleyin! İşte işin püf noktası burada: Hareketi izleyin! Hareketle aynı yönde fotoğraf makinenizi kaydırın.<br /><br />İşin Tekniği Nedir Peki<br />Kaydırma denilen bu yöntemin en önemli özelliği hareket eden konuyu hareketsiz, aslında hareketsiz olan arka planı ise hareketliymiş gibi bulanık göstermesidir. Bu anlatım tekniği, hareket eden konunun fondan sıyrılarak öne çıkmasını sağlar. Bütün yapmanız gereken, hareketli konuyu fotoğraf makineniz ile izlemektir. Bu işlemi, kamerayı elde tutarak yapabileceğiniz gibi, bir tripod ya da monopod üzerine bağlıyken (ama istediğiniz yönde hareket edebilir şekilde) de yapabilirsiniz. Bunu yaparken, konuyu sürekli olarak kadrajınızın içinde aynı noktada tutmaya çalışmalısınız. Konunun net ve belirgin olabilmesi için bu gereklidir. Konuyu bir süre izledikten sonra ve kamerayı da aynı hızda kaydırırken deklanşöre basın. Ama deklanşöre bastıktan sonra kameranın hareketini sert bir şekilde kesmemek için fotoğraf çekim işleminin bitimine kadar kaydırma hareketini sürdürün. Bu tekniğin doğru olarak uygulanabilmesi için kameranın, deklanşöre basıldıktan sonra da konuyu düzgün bir biçimde izlemesi gerekir. Kaydırma yapılarak çekilecek olan fotoğrafların ışık ölçümünü yaparken kullanılması gereken yöntem, önce enstantane değerinin seçilmesi daha sonra da bu değere karşılık gelen diyafram değerinin belirlenmesidir.<br /><br /><br /><br />Kaç Enstantane?<br />Kaydırma hareketine başlamadan önce, düşük bir enstantane seçmemiz gerekir. “Evet, ama kaç enstantane?” İşte 10 puanlık bir uzmanlık sorusu! Kaydırma tekniğinde kullanılması gereken düşük enstantane değeri bir kaç değişkene bağlı olarak değişir. Bunlardan bir tanesi hareketin hızıdır. Saatte 250 km ile giden bir yarış otomobili ile saatte 25 km hızla koşan bir atlet için aynı enstantane değerini kullanmak doğru olmaz. Yani, daha hızlı bir hareket söz konusuysa “görece” yüksek bir enstantane, düşük hızlı bir hareket söz konusuysa “çok düşük” bir enstantane kullanılmalıdır.<br />Bir başka değişken, konunun bize yakınlığı ya da uzaklığıdır. Konu bize çok yakınsa, hareketin açısal hızı oldukça yüksek demektir. Yani “görece” yüksek bir enstantane değeri gerekir. Oysa konu bizden uzaklaştıkça açısal hız azalacağından, oldukça düşük değerler kullanmak gerekir.<br />Objektifimizin odak uzunluğu da önemli bir değişkendir. Uzun odaklı bir tele objektif kullanmakla, kısa odaklı bir geniş açılı objektif aynı enstantane değerinde farklı etkiler yaratırlar. Tele objektif için düşük bir değer olan 1/8 saniye, geniş açı için o kadar düşük değildir. Geniş açı için 1/2 saniye istediğimiz etkiyi verebilirken, tele için bu değer çok düşük kalabilir. Ama genel olarak, uzun odaklı bir objektif kullanırken “görece” yüksek enstantane kullanmamız gerektiğini söyleyebiliriz.<br />Elbette ortamdaki ışık düzeyi ve kullandığımız filmin ASA’sı da istediğimiz etkinin oluşmasında birer değişkendir. Yazın, havanın açık olduğu bir öğlen vakti, ortamdaki ışık o kadar yüksek olacaktır ki, istediğiniz etkiyi yaratacak olan 4, 8 gibi enstantaneleri kullanamazsınız. Diyaframı ne kadar kısarsanız kısın, istediğiniz enstantaneye düşemezsiniz. Ortamdaki ışık değerlerinin daha düşük olacağı mevsim, saat ve meteorolojik koşulları beklemek daha doğru olacaktır. Düşük ASA’lı film kullanmak da bir çözümdür. Işık yoğunluğunu azaltan filtreler (neutral density, polarize) de işe yarar. Hatta bunların tümünü birlikte kullanabilirsiniz.<br />Sonuç olarak, kaydırma tekniği uygulamak istediğinizde düşük enstantane kullanmalısınız, ama bu değer koşulların gerektirdiği değer olmalıdır. 2, 4, 8 ve 15 enstantaneler, bu etki üzerine alıştırmalar yapabileceğiniz değerlerdir. En başarılı enstantanenin hangisi olacağını her fotoğrafçı kendisi deneyerek bulmalıdır. Ben kendi adıma 8 ve 15 değerlerinin uygun olduğunu düşünüyorum, ama 2, 4, 30 hatta 60 enstantanelerde çekilmiş çok başarılı “pan” fotoğrafları gördüğümü de hatırlıyorum. Öte yandan, konuyu dondurmak istediğinizde ise 1000, 2000, 4000 gibi yüksek enstantaneler kullanmanız gerekir. Kimi durumlarda konunun hızı daha düşük olabilir ve 500 enstantane bile yeterli olabilir. Bu değere karar verebilmek için konuyu çok iyi izlemeniz gerekir.<br /><br /><br /><br />Peki Ya Gece Çekimleri<br />Işığın yetersiz olduğu ortamlarda hareketli konuları çekmek istediğinizde ise, uzun süreli pozlandırmalar yapmanız gerekir. Örneğin bir gece fotoğrafı çekmek istediğinizde, tripodun üzerine bağlayacağınız makinenizin enstantanesini 30 saniye gibi bir süreye (ya da B konumuna) ayarlamalısınız. Bu süre içinde çerçevenize girecek olan tüm araçların farları fotoğrafınızda ışık çizgileri oluşturacaktır. Bu tür fotoğrafları çekebilmek için havanın kararmış olması, makinenizin sabit durması ve uzun süreli bir enstantane değerinin seçilmiş olması gerekir. 4, 8, 15 ve 30 saniyeler, başlangıçta deneyebileceğiniz uygun değerlerdir. Öte yandan, şehirden uzaklaşarak dağlara ve yaylalara gittiğinizde, daha farklı gece fotoğrafları da çekebilirsiniz. Havanın kapalı olmaması şartıyla, çok uzun süreli pozlandırmalarla yıldızların fotoğraflarını çekmeye çalışmalısınız. Makineniz tripoda bağlı iken 15 dakika, yarım saat, bir saat gibi çok uzun süreli pozlandırmaları denemenizi öneririm. Bu süre içinde, dünyamız kendi çevresinde hareket ettiği için yıldızların film üzerinde uzadıklarını ve çizgi haline geldiklerini göreceksiniz. Çıplak gözle görülemeyecek bu etki, çok ilginç fotoğrafların oluşmasına neden olur. Bu konuda başarılı olabilmek için sabırlı olmanızı ve yanınızda taze piller bulundurmanızı öneririm!<br /><a href="http://fotoalbum.e-kolay.net/fotoalbum/node/view/3865751">Hareketli Konuların Fotoğraflanması | Emre İkizler</a>Güvercincinoreply@blogger.comtag:blogger.com,1999:blog-284317346706038560.post-76948267216851628122007-10-18T09:14:00.001-07:002007-10-18T09:15:48.282-07:00Portre ışıklandırması<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.wallpaperst.net/view_image/2f6091122/KIZILDERILI.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.wallpaperst.net/view_thumb/2f6091122/KIZILDERILI.jpg" alt="" border="0" /></a><br /><br />Işık, fotoğrafını çektiğiniz insanın görüntüsünü büyük oranda değiştirir. Yalnızca ışığı değiştirerek, coşkulu bir insanı, canı sıkkın bir insana dönüştürebilirsiniz.<br /><blockquote>Işığın sertliği</blockquote><br />Parlak gün ışığı serttir ve<br />• Yüzü gizleyen koyu ve keskin hatlı gölgeler oluşturur.<br />• Kırışıklıkları ve lekeleri ön plana çıkarır.<br />• İstenmeyen göz kısmalarına (kısılmasına) yol açar.<br /><br />Kapalı bir gökyüzünden ya da kuzeye bakan bir pencerelerden (ya da güneş ışığını doğrudan almayan herhangi bir pencereden) sızan ışık yumuşaktır ve<br />• Yüzü gizlemeyen, yumuşak gölgeler yaratır.<br />• Kırışıklıkları ve lekeleri en aza indirir.<br />• Gizli cilt tonları ve renklerini ortaya çıkarır.<br />• Fotoğrafını çektiğiniz insanın, gözlerini daha iyi açmasına olanak tanır.<br /><br /><blockquote>Işığın yönü</blockquote><br />Güneş ışığı, özellikle doğrudan gelen güneş ışığı, insanların görünümünü değiştirir. En doğru yön hangisidir? Bu, yaratmaya çalıştığınız etkiye bağlıdır. Fotoğraf konuları<br />• Cephe ışığı: Bir insanın doğrudan yüzüne yansıyan güçlü ışık, yüz hatlarını düzleştirip gözlerin kısılmasına neden olur.<br />• Tepe ışığı: Gün ortasında, güneş, tam yukarıdadır ve yüze istenmeyen gölgeler düşürür. Yüze düşen sert gölgeleri yumuşatmak için, makinenin flaşını kullanın.<br />• Yan ışık: Günün ilk ve son ışıklarında fotoğrafını çektiğiniz insanın konumunu, güneş yalnızca b